değerlendirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
değerlendirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Aralık 2011 Cuma
Yeni 52'de neler oluyor! - Deathstroke #1
Adınızın Marv Wolfman olduğunu düşünün, ve çizgi roman endüstrisinde işlerin ciddiye bindiği günlerden itibaren çalışmaktasınız. Blade, Bullseye, Nova, Terrax, Doctor Light ve Tim Drake gibi Çizgi romanın altın çağının sonrasında ortaya çıkmasına rağmen bugün kendisini ispatlayabilmiş karakterler yaratmış; insanların sadece klasikleşmiş kahramanları değil, iyi tasarlanmış kahramanları da takip ettiğini ispat etmişsiniz. DC Comics için George Perez ile birlikte Crisis on Infinite Earths hikayesini yazıp, evrenlerini toparlamalarına yardımcı olmuşsunuz. Marvel ile daha sonraları Blade filmi üzerinden mahkemelik olmuşsunuz ama, sektörde hala çok iyi durumda olan bir itibara sahipsiniz.
Etiketler:
Çizgi Roman,
dc comics,
deathstoke,
değerlendirme,
joe bennett,
kyle higgins,
Marv Wolfman,
üç yıldız,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Detective Comics #1
Batman Çizgi Romanları hakkında bir önceki postta atladığım bir nokta olduğunu düşünenleriniz olabilir; "Bir Batman dergisinde görmek isteyeceğiniz şeyler nelerdir?" kısmını okuduktan sonra bir çoğunuzun "Ee, Joker?" dediğini biliyorum. Merak etmeyin, favori blog yazarınız bunamadı, Yeni 52'yi tamamen review edebilmek için ciddi mesai harcıyor ama Joker'i kafamdan çıkaracak kadar da formdan düşmüş değil.
Etiketler:
batman,
Çizgi Roman,
dc comics,
değerlendirme,
detective comics,
joker,
üç yıldız,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Batman #1
Klasik bir Batman dergisinden beklentileriniz nedir, ben sizin yerinize sıralayayım isterseniz;
Karanlık, postmodern olduğu kadar da grotesk bir şehir.
Akıl sağlığı yerinde olmaktan son derece uzak, varlığını bir şekilde Batman'in varlığına borçlu Kötü adamlar,
Ed McGuiness'in çizgi film estetiğine yakın çizimleri ile Kelley Jones'un hastalıklı vampirimsi çizimlerinin arası bir batman tasarımı.
Komplo, ve cinayet mahallerinin havalandırma boşluklarında sigara eşliğinde konuşulan ipuçlarını takip etmek.
Etiketler:
batman,
Çizgi Roman,
dc comics,
değerlendirme,
dört yıldız,
greg capullo,
scott snyder,
yeni 52
30 Kasım 2011 Çarşamba
Wolverine and the X-Men #2 - "Frankenstein Monsters with Flamethrovers. Okay, You Got me."
Cyclops'un takımı ile Wolverine'in takımının birleşmesiyle aramızda kalan süre, bir sayı daha azalmış durumda. Ne zamanını bilemiyorum, neredesini de bilemiyorum ama olacağını biliyorum, ve Regenesis kapsamında çıkan her dergi bizi bu hedefe biraz daha yaklaştırıyor.
Wolverine'in ekibini ilk sayının sonunda bıraktığımızda yeni okul ilk 23.sayfayı tamamlamadan başına bir sürü bela sarmış durumdaydı; okulun açılışı için New York Eğitim departmanından gelen -aslen mutant düşmanı olan- kontrolörlerin kaotik bir ilk gün ile karşılaşmaları; Beast dahil olmak üzere kimsenin gününde olmaması; tüm bunlar Wolverine'in boynundaki kravattan daha fazla canını sıkarken bir de olaylara yeniden doğmuş -yaş ortalamarı sebebiyle bunu rahatlıkla söyleyebiliriz herhalde- Hellfire Club'ın da dahil olmasıyla herşey tamamen bir panayır havası almış, okul amiyane tabirle -yıkılmaya- başlamıştı.
Bu sayı, ilk sayıya nazaran daha ilginç gelişmelere gebe. Hellfire'ın katılımıyla tam bir fiyaskoya dönen ilk gün, ilginç silahlarla daha da tuhaf bir hal alıyor; gökten yağan Frankenstein'lar'ın flamethrover'ları arasında hiç beklenmedik bir kahraman yükseliyor; bugüne kadar hemen hemen herkesin "en işe yaramaz X-Men" olarak nitelediği, orjinal takımda ne aradığı bir türlü anlaşılmayan, Wolverine'in "Artık bir adım olsun öne çıkıp etkileyici bir şeyler yapmalısın" dediği eski dostumuz Bobby Drake. Bu sayı itibariyle, Bobby'nin X-Men'in son yirmi yılındaki en büyük anını yaşadığını söylememiz abartı olmayacaktır herhalde. Ayrıca bu yükselmenin Uncanny X-Force hikayesi olan The Dark Angel Saga'ya da bir selam çaktığı gözlerimizden kaçmadı.
Selam derken, hikaye de zaten X-Men tarihinin karanlık dönemlerinden birine selam çakarak sonlanıyor; el freni çekilmiş bir araba gibi etrafınızda dönüyorsunuz.
Wolverine and the X-Men, 2.sayısı itibariyle umut verici bir seri olabileceğini ispatlama yolunda ilerliyor. Yeter ki herşey Wolverine üzerine kurulmasın, tüm sorumluluk Logan'ın omuzlarına yüklenmesin. X-Men, karakter açısından çok zengin bir havuz; Beast, Rachel, Bobby ve Kitty gibi "street-smart" ya da daha yere yakın karakterler kullanılırsa X-Factor'un dedektiflik sıkıcılığında olmayan bir versiyonuna sahip olabiliriz.
Son olarak şunu söyleyeyim; Chris Bachalo'nun tarzına alışmamın mümkün olmadığını artık kabul etmiş durumdayım. Ne Wolverine'i ilk dönem Bilbo illüstrasyonları gibi çizişine alışabiliyorum, ne de iç içe kullandığı panellerine. Hemen hemen herkesi "dikenli" çiziyor olması ise en büyük kabusum herhalde. Wolverine and the X-Men'i okurken bu yüzden çok zorlanıyorum, ve ilk sayıya göre daha hareketli olan 2.sayıyı okurken belki de bu yüzden seriden çok hoşlanmadığıma emin oldum. I hate Chris Bachalo, kendisinin büyük bir "Superstar" olduğu için bu dergiyi bir kaç ay çizerek başkasına bırakmasını diliyorum.
Etiketler:
Çizgi Roman,
değerlendirme,
marvel,
üç yıldız,
wolverine and the x-men
29 Kasım 2011 Salı
Yeni 52'de neler oluyor! - Red Lanterns #1
Sinestro Corps War'ın sonlanmasına yakın günlerde Ganthet diğer duyguları temsil eden güçlerin de mevcut olduğunu söylediği an, ne kadar heyecanlandığınızı hatırlıyor musunuz?
Etiketler:
Çizgi Roman,
dc comics,
değerlendirme,
ed benes,
peter milligan,
red lanterns,
üç yıldız,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Grifter #1
Wildstorm evrenini kapsamlı bir şekilde takip edememiş olmak en büyük ayıplarımdan biri herhalde. Image evreninden ayrıldıktan sonra kendi başına yayın hayatına devam eden Wildstorm evreninin bir kısmı , 52 ile de DC Comics'in Multiverse'indeki paralel evrenlerden biri olarak gösterilmişti.
Etiketler:
cafu,
dc comics,
değerlendirme,
grifter,
iki yıldız,
nathan edmondson,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Green Lantern : New Guardians #1
Ortadoğu'da petrol biter, Avrasya havzasında doğalgaz biter, Kaddafi rejimi bile bitti ama DC Comics'in birbirinden ilginç karakterleri bir türlü bitmiyor. Bunlardan biri de Kyle Rayner isimli arkadaşımız, bahtsız mı desek, şanslı mı desek, kendisi hakkında nasıl bir tanımlama yapmamız gerekli bir türlü bulamadık.
Etiketler:
dc,
dc comics,
değerlendirme,
green lantern new guardians,
kyle rayner,
üç yıldız,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Batman and Robin #1
Batman and Robin, yola çıkış anı itibariyle Grant Morrison'un Bruce Wayne dışında kimsenin gerçekten Batman olamayacağını farketmesiyle başlamış bir seriydi. Morrison bunun ardından "Acaba birini bunu denerken görsek bu eğlenceli olmaz mıydı?" diye geçirdi, ve Dick Grayson'u hedef tahtasına oturtarak 2009'un en iyi serilerinden biri olan Batman and Robin vol.1'i başlattı.
Etiketler:
batman and robin,
değerlendirme,
dört yıldız,
patrick gleason,
peter tomasi,
yeni 52
28 Kasım 2011 Pazartesi
Yeni 52'de neler oluyor! - Batwoman #1
Bir karakter düşünün; sırf başka bir karakter eşcinsellik suçlamasıyla karşı karşıya kalmasın diye ona eş olarak yaratılmış, bahtsızlık konusunda çığır açan tüm çizgi roman kahramanlarından daha zor durumlarda kalmış, daha sonraları bu suçlamalar güncelliğini yitirince tarihin çöp tenekesine gönderilmiş. Daha sonra yıllarca hatırlanmamış,
kırk küsür sene sonra ana karakterin yokluğunda tekrardan kendisine sahnede yer bulma şansını edinmiş. Daha sonra, herşey yolunda giderken, serisi birden bire iptal edilip, farklı bir karakter olarak tekrar başlatılmış.
Etiketler:
batwoman,
Çizgi Roman,
dc comics,
değerlendirme,
dört yıldız,
j.h. williams III,
w.haden blackman,
yeni 52
Fantastic Four #600 -"Bir çok giden memnun ki yerinden.."
Jonathan Hickman ilginç bir yazar, bir konu üzerinde yıllarca çalışıyor, uğraşıyor, ince ince ipliklerden dev gibi heykeller inşa ediyor; bunların tümünün ortaya serildiği zirve noktasında ise aslında o ana kadar gerçekleşen herşeyin büyük bir hazırlıktan ibaret olduğunu görüyorsunuz. 28.sayısı ile müthiş bir final yaparak sonlanan Secret Warriors'da da bu vardı, özetle sürekli bir paranteze alma durumu var Hickman'ın hikayelerinde, okuduğunuz her hikayenin daha büyük bir hikayenin parçası olduğunu hissederek devam ediyorsunuz.
Etiketler:
Çizgi Roman,
değerlendirme,
dört yıldız,
fantastic four,
ff,
marvel
25 Kasım 2011 Cuma
Şemsiye Akademisi - Kıyamet Senfonisi - "Her şey uçan bir atomik dirsek darbesi ile başladı."
Nihayet, aylardır burada cart curt ediyoruz, ara sıra "Olsa ne güzel olurdu yea" diye hayıflanıyoruz; kısmette bugünleri de görmek varmış!
Gerard Way'in yayınlandığı 2008 senesinde çizgi roman alemlerini karıştıran, En iyi Limited Seri dalında 2008 Eisner Ödülünü kazanan hikayesi Umbrella Academy, nihayet Türkçe olarak son derece kaliteli bir baskıyla yayınlandı, biz de bir ay kadar önce sabır ve sükunetle yaptığımız ön siparişimizin meyvesi olarak hem dergiyi, hem de JBC yayıncılığın ön sipariş hediyesi olan posteri adresimize kadar teslim aldık. Eşimin de approval'ını alan posteri asacak yer seçmeye çalışıyorum şu sıralar, bu tarz nazik hareketleri Türk Çizgi Roman yayıncılığında daha sık görmek istiyoruz, hemen buradan konuyu dürtelim.
Şemsiye Akademisi, atomik bir dirsek hamlesiyle eşzamanlı olarak dünyaya gelen çocuklar içerisinden seçilen yedi tanesinin maceralarını anlatıyor; kendisini dünyaya iyiliksever bir milyoner olarak tanıtan Monokl tarafından evlatlık edinilen bu çocuklar; dünyayı kurtarmak gibi ulvi bir amaçla daha kundaktayken karşı karşıya geliyorlar.
Kimden? Bunu, bir solukta okuyacağınız Kıyamet Senfonisinin en büyük gizemi olarak görmeniz bence çok büyük bir hata olur; çünkü aslında olayın dokuz kat gofret gibi damağınızda tat bırakan kısmı küçük ayrıntılarda, arkada sürekli sizi dürtmekte olan kasvetli post-steampunk atmosferde ve Gabriel Ba'nın çizimiyle küçük sevimli adamlar olarak yansıtılan tüm hikaye kahramanlarında gizli. Ağız tadınızı kaçırmadan ufak bir ipucu verelim, uzaya gönderilen maymunlar, mekanik uzay gemilerine sahip zombiler, dünyada kılık değiştirmiş vaziyette dolaşan maymunlar; Umbrella Academy sizi öylesine tuhaf bir dünyanın içerisine sokup, bu dünyanın içerisinde geçirdiğiniz zamanın farkına varmadan dolaşmanızı sağlıyor ki, kitabı elinizden bırakırken bu keyfin devam edip etmeyeceğini sorgulamaya başlıyorsunuz.
Merak etmeyin, Gerard Way sattığı mamule fabrika güvencesi veriyor; Umbrella Academy'nin 2.volume'i sayılan The Umbrella Academy : Dallas çoktan yayınlandı, ve Kıyamet Senfonisinin satış rakamlarıyla ilgili kulağıma çalınanlar onun da türkçeye çevrilmesinin çok gecikmeyeceğini söylüyor. Onu da okuduktan sonra, eminim siz de dünyadaki tüm UA fanları gibi The Umbrella Academy : Hotel Oblivion'un bir an önce yayınlanması için sabırsızlanmaya başlayacaksınız.
İlk başta bahsettiğimiz baskı konusuna tekrar değinerek bitirelim özet yazımızı, Şemsiye Akademisi'nin baskısı Türkiye'de çizgi roman anlamında yapılmış en incelikli işlerden biri, yukarıdaki sayfada gördüğünüz Yerel Gazete başlıklarını ve çevirisini incelemek, kitabı elinize aldığınızda ağırlığını hissetmek bile size neden bahsettiğimi açıklayacaktır. Artık bize düşen, okuduktan sonra arkamıza yaslanıp tadını çıkarmaya devam etmek; ve JBC'nin bundan sonra çıkaracağı çizgi romanlarda aynı kaliteyi devam ettirmesini ummak. Dünya, böyle olduğu müddetçe daha güzel bir yer olacaktır.
24 Kasım 2011 Perşembe
Yeni 52'de neler oluyor! - Batman - The Dark Knight #1
İlginçtir, DC Comics'in en çok iş yapan ve en bilinen markası olmasına rağmen, insanların yaptığı yorumlar yeni 52'deki Batman çizgi romanlarının çok da başarılı olmadığı yönünde ilerliyor. Bence, çok yüksek beklentiler sonucunda ortaya çıkıyor bu durum.
Etiketler:
batman the dark knight,
Çizgi Roman,
david finch,
dc comics,
değerlendirme,
paul jenkins,
üç yıldız,
yeni 52
23 Kasım 2011 Çarşamba
Yeni 52'de neler oluyor! - All Star Western #1
Kimler Western seviyor? Kimlerin çocukken aşık olduklari Winchester tüfekleri oldu? Kimler plastik at ve kovboy oyuncaklarıyla ters çevirilmiş küçük kovalardan oluşan kaleleri işgal etti?
Avenging Spider Man - "When I Say Run, You Ask "How Far?"
Kim derdi ki, bir gün gelecek de okurlarımızla paylaşmak istediğimiz, takip etmelerinin eğlenceli olabileceğini düşündüğümüz bir Spider Man dergisi çıkacak karşımıza. Hayat sürprizlerle dolu sevgili dostlarım, ve bu sürprizler nadiren de olsa Peter Parker'ı da içerebiliyor.
Etiketler:
avenging spider man,
Çizgi Roman,
değerlendirme,
dört yıldız,
joe madureira,
red hulk,
spider man,
zeb wells
22 Kasım 2011 Salı
Captain America #1 - "Old Friends, Old Habits."
Bazı şeylerden aldığımız haz, gerçekten hiç değişmiyor değil mi? Güzel bir kitabı tekrar okumak, sevdiğimiz yönetmenin yeni filmini -eleştiri yağmuruna tutulmuş olsa da- keyif alarak izlemek, herkes "Bu herif adam olmayacak" dese de ailenizin en favori tutunamayan üyesiyle koyu bir sohbete girmek gibi; bazı şeylerden alınan keyif hem nitelikten, hem de orjinallikten kaynaklanmıyor.
Etiketler:
captain america,
değerlendirme,
dört yıldız,
ed brubaker,
marvel,
steve mcniven
21 Kasım 2011 Pazartesi
Wolverine and the X-Men #1 - "So What in the Hell Am i Doing Here?"
Schism sonrasında Regenesis adı altında yeniden doğan X-men dergilerinden ikincisi Wolverine and the X-Men , aynı isimle 2009 Ocak ayında başlayan 26 bölümlük bir animasyon da bulunması manidar; Wolverine'in "highlight" edildiği bir X-men dergisi editörlerin hayallerini uzun süredir süslüyor olsa gerek. Wolverine, Wolverine : Origins, Wolverine : The Best There Is, X-Force, Uncanny X-Force, emin olun Logan'ı bir çubuğa takıp Hot dog standlarında sergileyerek bile amerikalılara satabilirsiniz. Tabii biraz dip sosla birlikte. (George Carlin'e de buradan rahmet dileyelim tekrardan)
Etiketler:
chris bachalo,
değerlendirme,
jason aaron,
marvel,
üç yıldız,
wolverine and the x-men
17 Kasım 2011 Perşembe
Yeni 52'de neler oluyor! - Aquaman #1
DC'de doğduğuna, doğacağına pişman olmuş başka bir kahramanımız da Aquaman (ne kadar çoklar, değil mi?) . Bu güzel abimizin başına neler gelmedi ki; bir eli koptu, daha sonra önce bir kancayla, sonra sudan bir elle idare etti. Öldü, dirildi, tam iki elini de kullanabilen bir insanın tüm avantajlarından faydalanabiliyor, taharat filan alabiliyordur diye seviniyorduk ki tekrar elini kaybetti. Çoluğunun çocuğunun başına gelenlerden ise hiç bahsetmiyorum, DC'nin çok hardcore davrandığı bir karakter Aquaman. DC Vs. Marvel serisinde Namor'u üzerine dev bir balina düşürerek yenmesi bile keyfini yerine getiremedi, o derece sıkıntılı bir karakter.
Ama artık, gün yeni DC evreninin günü, ve Aquaman'ın bu makus talihinin değişeceğine yönelik derin hislere sahibim!
Etiketler:
aquaman,
dc comics,
değerlendirme,
dört yıldız,
geoff johns,
ivan reis,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Men of War #1
Sgt. Rock DC'nin uzun süre boyunca ekmeğini yediği bir Joe Kubert karakteri, Kubert'in DC Comics'in Wonder Woman patronu ve savaş dergleri uzmanı Robert Kannigher ile birlikte yarattığı bu karakter Nick Fury'ye de ilham kaynağı olmuş olabilir; tek bir farkla :
Nick Fury savaşı aşıp günümüze kadar gelmenin bir yolunu buldu; ama Sgt. Rock alternatif hikayeler ve başka zaman dilimine atlayan öyküler dışında hep 2.Dünya Savaşının içinde kaldı. İlk olarak 1959'da ortaya çıkan bir karakterin 50 sene kadar aynı savaşta savaşmış olması DC'ye "Yeter ulan" dedirtmiş olacak ki, yeni başlayan Men of War serisinin ilk sayısında Astsubay Çavuşumuzu Onbaşı olarak bir Call of Duty - Modern Warfare ortamında görüyoruz. Ee, trend bu; insanlar bunun hem oyununu deli gibi oynayıp hem de tüm uyarlamalarına sahip çıkarken DC'nin bu treni kaçıracağını düşünmek delilik olurdu herhalde.
Men of War serisi de tam olarak bunu hedefliyor olsa gerek, modern savaşın popüler kültür üzerindeki etkisini kullanıp eski bir karakterin kabuk atmasını sağlarken , aynı zamanda video oyunu çağı nerdlerini de sağmayı planladılar belli ki . Ama olmuyor, yemiyor.
Elimizde bize hiçbir şey vermeyen bir ilk sayı var, belki de Sgt.Rock'ın geçmişinin bambaşka bir atmosferde yazılmış olmasından kelli karakterlere ısınamıyor, Garth Ennis'in Battlefields serisini okumuş bir insansanız olaya dahil edilen Superpowered/Supernatural elementleri çocuksu buluyorsunuz. En azından benim için öyle oldu.
Bir de bu saydıklarım ile Navy Seals adıyla derginin arkasına eklemlendirilmiş düz ve sıradan Amerikan propaganda hikayesini birleştirirseniz, seriyi okumak için ilk sayı size hiçbir şey vermezken; okumamak için bir iki bahaneniz oluyor.
"E peki madem bu kadar sıkıcıydı, niye hakkında bir yazı yazdın?" derseniz, siz okuma zahmetine boşuna katlanmayın diye cevap verebilirim. Kötü. Vakit kaybı.
Nick Fury savaşı aşıp günümüze kadar gelmenin bir yolunu buldu; ama Sgt. Rock alternatif hikayeler ve başka zaman dilimine atlayan öyküler dışında hep 2.Dünya Savaşının içinde kaldı. İlk olarak 1959'da ortaya çıkan bir karakterin 50 sene kadar aynı savaşta savaşmış olması DC'ye "Yeter ulan" dedirtmiş olacak ki, yeni başlayan Men of War serisinin ilk sayısında Astsubay Çavuşumuzu Onbaşı olarak bir Call of Duty - Modern Warfare ortamında görüyoruz. Ee, trend bu; insanlar bunun hem oyununu deli gibi oynayıp hem de tüm uyarlamalarına sahip çıkarken DC'nin bu treni kaçıracağını düşünmek delilik olurdu herhalde.
Men of War serisi de tam olarak bunu hedefliyor olsa gerek, modern savaşın popüler kültür üzerindeki etkisini kullanıp eski bir karakterin kabuk atmasını sağlarken , aynı zamanda video oyunu çağı nerdlerini de sağmayı planladılar belli ki . Ama olmuyor, yemiyor.
Elimizde bize hiçbir şey vermeyen bir ilk sayı var, belki de Sgt.Rock'ın geçmişinin bambaşka bir atmosferde yazılmış olmasından kelli karakterlere ısınamıyor, Garth Ennis'in Battlefields serisini okumuş bir insansanız olaya dahil edilen Superpowered/Supernatural elementleri çocuksu buluyorsunuz. En azından benim için öyle oldu.
Bir de bu saydıklarım ile Navy Seals adıyla derginin arkasına eklemlendirilmiş düz ve sıradan Amerikan propaganda hikayesini birleştirirseniz, seriyi okumak için ilk sayı size hiçbir şey vermezken; okumamak için bir iki bahaneniz oluyor.
"E peki madem bu kadar sıkıcıydı, niye hakkında bir yazı yazdın?" derseniz, siz okuma zahmetine boşuna katlanmayın diye cevap verebilirim. Kötü. Vakit kaybı.
Etiketler:
bir yıldız,
dc comics,
değerlendirme,
man of war,
sergeant rock,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Green Arrow #1
Green Arrow'u sever misiniz? Son bir iki yıl içerinde başına gelmeyen kalmayan -tüm parasını kaybetti, şehrinin yarısını kaybetti, oğlunun yarısını kaybetti, torununu kaybetti, itibarını kaybetti- bu güzide kahramanımızı düşününce , aklına ister istemez aşağıdaki karşılaşma gelen herkes; DC Comics sizden Oliver Queen'e yeni bir şans vermenizi istiyor. Ve bizden ilk olarak şu iki notu düşmemizi rica ettiler - Dan DiDio dün gece münasebetsiz bir saatte bizzat aradı- ; Hayır, Green Arrow'un iyi arkadaş olmaları dışında Green Lantern ile bir alakası yok. Hayır, Green Arrow bir yüzük takmıyor.
Etiketler:
dan jurgens,
dc comics,
değerlendirme,
george perez,
green arrow,
iki yıldız,
yeni 52
26 Mayıs 2011 Perşembe
Secret Avengers #13 - "American Way."
Fear Itself her ne kadar satış rakamlarında zirveye otursa da bunu yaz rehavetine ya da DC'nin kısmen uyuyor olmasına bağlamak lazım, yoksa ortada öyle Secret Invasion, ya da Blackest Night ayarında bir event yok. Bir kaç dergi daha kıssalar Sub event bile olurmuş da, kastırdıkça kastırmışlar.
Secret Avengers tayfasının Fear Itself'e dalışını, Steve Rogers'ın eventteki önemli yeri sebebiyle çok hayati buluyordum; Neticede bir tarafta Red Skull'un kızı Sin ve Nazi savaş makinalarının olduğu bir mücadelede aslan payının Ex-Cap'e düşmesi gerekir, e tabii ki arkadaşımız maiyetini yanına almadan gezmediği için Secret Avengers takımı da bu mücadeleden ekmek yer diye düşündük.
Secret Avengers tayfasının Fear Itself'e dalışını, Steve Rogers'ın eventteki önemli yeri sebebiyle çok hayati buluyordum; Neticede bir tarafta Red Skull'un kızı Sin ve Nazi savaş makinalarının olduğu bir mücadelede aslan payının Ex-Cap'e düşmesi gerekir, e tabii ki arkadaşımız maiyetini yanına almadan gezmediği için Secret Avengers takımı da bu mücadeleden ekmek yer diye düşündük.
Etiketler:
Çizgi Roman,
değerlendirme,
fear itself,
secret avengers,
tek yıldız
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






