üç yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üç yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2011 Cuma

Yeni 52'de neler oluyor! - Deathstroke #1




Adınızın Marv Wolfman olduğunu düşünün, ve çizgi roman endüstrisinde işlerin ciddiye bindiği günlerden itibaren çalışmaktasınız. Blade, Bullseye, Nova, Terrax, Doctor Light ve Tim Drake gibi Çizgi romanın altın çağının sonrasında ortaya çıkmasına rağmen bugün kendisini ispatlayabilmiş karakterler yaratmış; insanların sadece klasikleşmiş kahramanları değil, iyi tasarlanmış kahramanları da takip ettiğini ispat etmişsiniz. DC Comics için George Perez ile birlikte Crisis on Infinite Earths hikayesini yazıp, evrenlerini toparlamalarına yardımcı olmuşsunuz. Marvel ile daha sonraları Blade filmi üzerinden mahkemelik olmuşsunuz ama, sektörde hala çok iyi durumda olan bir itibara sahipsiniz.





Yeni 52'de neler oluyor! - Detective Comics #1






Batman Çizgi Romanları hakkında bir önceki postta atladığım bir nokta olduğunu düşünenleriniz olabilir; "Bir Batman dergisinde görmek isteyeceğiniz şeyler nelerdir?" kısmını okuduktan sonra bir çoğunuzun "Ee, Joker?" dediğini biliyorum. Merak etmeyin, favori blog yazarınız bunamadı, Yeni 52'yi tamamen review edebilmek için ciddi mesai harcıyor ama Joker'i kafamdan çıkaracak kadar da formdan düşmüş değil.






30 Kasım 2011 Çarşamba

Wolverine and the X-Men #2 - "Frankenstein Monsters with Flamethrovers. Okay, You Got me."






Cyclops'un takımı ile Wolverine'in takımının birleşmesiyle aramızda kalan süre, bir sayı daha azalmış durumda. Ne zamanını bilemiyorum, neredesini de bilemiyorum ama olacağını biliyorum, ve Regenesis kapsamında çıkan her dergi bizi bu hedefe biraz daha yaklaştırıyor.









Wolverine'in ekibini ilk sayının sonunda bıraktığımızda yeni okul ilk 23.sayfayı tamamlamadan başına bir sürü bela sarmış durumdaydı; okulun açılışı için New York Eğitim departmanından gelen -aslen mutant düşmanı olan- kontrolörlerin kaotik bir ilk gün ile karşılaşmaları; Beast dahil olmak üzere kimsenin gününde olmaması; tüm bunlar Wolverine'in boynundaki kravattan daha fazla canını sıkarken bir de olaylara yeniden doğmuş -yaş ortalamarı sebebiyle bunu rahatlıkla söyleyebiliriz herhalde- Hellfire Club'ın da dahil olmasıyla herşey tamamen bir panayır havası almış, okul amiyane tabirle -yıkılmaya- başlamıştı.

Bu sayı, ilk sayıya nazaran daha ilginç gelişmelere gebe. Hellfire'ın katılımıyla tam bir fiyaskoya dönen ilk gün, ilginç silahlarla daha da tuhaf bir hal alıyor; gökten yağan Frankenstein'lar'ın flamethrover'ları arasında hiç beklenmedik bir kahraman yükseliyor; bugüne kadar hemen hemen herkesin "en işe yaramaz X-Men" olarak nitelediği, orjinal takımda ne aradığı bir türlü anlaşılmayan, Wolverine'in "Artık bir adım olsun öne çıkıp etkileyici bir şeyler yapmalısın" dediği eski dostumuz Bobby Drake. Bu sayı itibariyle, Bobby'nin X-Men'in son yirmi yılındaki en büyük anını yaşadığını söylememiz abartı olmayacaktır herhalde. Ayrıca bu yükselmenin Uncanny X-Force hikayesi olan The Dark Angel Saga'ya da bir selam çaktığı gözlerimizden kaçmadı.

Selam derken, hikaye de zaten X-Men tarihinin karanlık dönemlerinden birine selam çakarak sonlanıyor; el freni çekilmiş bir araba gibi etrafınızda dönüyorsunuz.

Wolverine and the X-Men, 2.sayısı itibariyle umut verici bir seri olabileceğini ispatlama yolunda ilerliyor. Yeter ki herşey Wolverine üzerine kurulmasın, tüm sorumluluk Logan'ın omuzlarına yüklenmesin. X-Men, karakter açısından çok zengin bir havuz; Beast, Rachel, Bobby ve Kitty gibi "street-smart" ya da daha yere yakın karakterler kullanılırsa X-Factor'un dedektiflik sıkıcılığında olmayan bir versiyonuna sahip olabiliriz.

Son olarak şunu söyleyeyim; Chris Bachalo'nun tarzına alışmamın mümkün olmadığını artık kabul etmiş durumdayım. Ne Wolverine'i ilk dönem Bilbo illüstrasyonları gibi çizişine alışabiliyorum, ne de iç içe kullandığı panellerine. Hemen hemen herkesi "dikenli" çiziyor olması ise en büyük kabusum herhalde. Wolverine and the X-Men'i okurken bu yüzden çok zorlanıyorum, ve ilk sayıya göre daha hareketli olan 2.sayıyı okurken belki de bu yüzden seriden çok hoşlanmadığıma emin oldum. I hate Chris Bachalo, kendisinin büyük bir "Superstar" olduğu için bu dergiyi bir kaç ay çizerek başkasına bırakmasını diliyorum.


29 Kasım 2011 Salı

Yeni 52'de neler oluyor! - Red Lanterns #1






Sinestro Corps War'ın sonlanmasına yakın günlerde Ganthet diğer duyguları temsil eden güçlerin de mevcut olduğunu söylediği an, ne kadar heyecanlandığınızı hatırlıyor musunuz?










Yeni 52'de neler oluyor! - Green Lantern : New Guardians #1






Ortadoğu'da petrol biter, Avrasya havzasında doğalgaz biter, Kaddafi rejimi bile bitti ama DC Comics'in birbirinden ilginç karakterleri bir türlü bitmiyor. Bunlardan biri de Kyle Rayner isimli arkadaşımız, bahtsız mı desek, şanslı mı desek, kendisi hakkında nasıl bir tanımlama yapmamız gerekli bir türlü bulamadık.








24 Kasım 2011 Perşembe

Yeni 52'de neler oluyor! - Batman - The Dark Knight #1






İlginçtir, DC Comics'in en çok iş yapan ve en bilinen markası olmasına rağmen, insanların yaptığı yorumlar yeni 52'deki Batman çizgi romanlarının çok da başarılı olmadığı yönünde ilerliyor. Bence, çok yüksek beklentiler sonucunda ortaya çıkıyor bu durum.









22 Kasım 2011 Salı

Yeni 52'de neler oluyor! - Stormwatch #1





Yeni 52'de Superman/Batman döngüsünü kırmaya çalışıyorum, yayın politikaları da buna imkan verecek şekile geniş olduğu için okuyabilecek/inceleyebilecek ilginç dergilere rastlıyoruz : Stormwatch da bunlardan biri.











21 Kasım 2011 Pazartesi

Wolverine and the X-Men #1 - "So What in the Hell Am i Doing Here?"





Schism sonrasında Regenesis adı altında yeniden doğan X-men dergilerinden ikincisi Wolverine and the X-Men , aynı isimle 2009 Ocak ayında başlayan 26 bölümlük bir animasyon da bulunması manidar; Wolverine'in "highlight" edildiği bir X-men dergisi editörlerin hayallerini uzun süredir süslüyor olsa gerek. Wolverine, Wolverine : Origins, Wolverine : The Best There Is, X-Force, Uncanny X-Force, emin olun Logan'ı bir çubuğa takıp Hot dog standlarında sergileyerek bile amerikalılara satabilirsiniz. Tabii biraz dip sosla birlikte. (George Carlin'e de buradan rahmet dileyelim tekrardan)





3 Kasım 2011 Perşembe

Uncanny X-Men #1 - "We cannot tolerate any longer."




Yep, çok büyük bir heyecan dalgasıyla olmasa da beklediğimiz sayılardan biriydi Uncanny X-Men #1. Açık konuşalım, bir çoğunuz ciddi anlamda uyuz olduğu Scott Summers'ın Schism'in sonunda ölmemiş oluşuına kızgın, ve yeni seriye yeni bir umut olarak bakıyorlar. Benim içinde olduğum grupsa geçen yıl gerçekleşen yeni X-Men serisi faciasını (vampirli seri) unutmuş değil, o yüzden temkinli yaklaşıyoruz. (biz kaç kişiyiz?)







5 Mayıs 2011 Perşembe

Fear itself #2 - "Tanrılar, sürgünler ve Nazi savaş makineleri.."

Fear Itself, İstanbul'a bir türlü gelemeyen yaz mevsiminin en büyük event'i olarak bizleri ikinci sayısıyla selamlıyor. En büyük event kelimesini rahatlıkla kullanıyorum, çünkü DC'nin yayın politikasına baktığımızda bunu karşılamak gibi bir niyetleri olmadığını görüyoruz, DC Evreninde War of the Green Lantern gibi bir sub-event hüküm sürerken, Action Comics #900'de Superman'in ABD vatandaşlığından feragat etmesi tüm dikkatleri üzerine çekiyor.



Az çok beklentilerimizi karşılıyor Fear Itself, Asgard kökenli bir Korku Tanrısı olan Serpent, Red Skull'ın kızı Sin tarafından hayata döndürülüp dünyaya dehşet saçmaya hazırlanırken, kahramanlarımızın hepsi yüreklerine salınan korku sebebiyle nohut gibi terlemekteler. Beklentiyle ters düşen tek twist, Sin'in Serpent'i "Father" diye selamladığında "All-Father." cevabı alması oldu. Bunun altından Asgard'ın geçmişinden gelen ve bizim bilmediğimiz bir iktidar mücadelesi çıkarsa bu çok enteresan olur işte. Zaten Fear Itself #1 altmetin olarak "Odin is an asshole." şeklinde bir mesaja sahipti, o yüzden böyle bir mücadelenin ortaya çıkmasını çok şaşırtıcı bulmam.





Sin'in hayata döndürdüğü Serpent, sadece yıkım ve dehşet yaratmak olmadığını ümit ettiğimiz bir motivasyon ile Nazi ordularını kontrol altına alıp dünyanın kalbine saldırıyor, bir taraftan da "Worth" adını verdiği ruhlara beden bulabilmek için dünyanın dört bir tarafını uzaydan gelen çekiçleri ile tokmaklamış durumda. Bu tokmakların ilk üç sahibini 2.sayı itibariyle tanımış oluyoruz, kısa kısa onlardan bahsedelim;




Juggernaut : Luke Cage'in Thunderbolts'unda "Dirty deeds done dirt cheap" felsefesiyle kendisine bir kariyer kuran eski dostumuz Cain Marko, dünyaya "Breaker of Stone" olarak geri dönen varlığa konaklık yapıyor. Kendisi, seri içerisinde en çok beklentiye girdiğim şahıs. En üzüldüğüm nokta ise, Hulk'la bir rövanş mücadelesi yapamayacak olmaları. Neden mi, hemen bir alta bakabilirsiniz.





Hulk : Başına gelmeyen felaketler listesi bir kaç satırdan ibaret kalan Bruce Banner, artık bu listedeki maddelerden birinin üzerine daha çizik atabilir. Tam da hayatını rayına koymaya çalışırken, kendisine çok yakışacak bir şekilde "Breaker of Worlds" oluyor Hulk, Juggernaut'dan biraz daha farklı olarak bilincinin son kırıntılarıyla Betty'den kaçmasını isteyebiliyor. Wild card, baby.






Titania : Kendisini çoğunlukla Absorbing-Man Creel'in yavuklusu olarak tanısak da, Titania Secret Wars'da tüm marvel kahramanlarının annesini ağlatmış bir karakter. O seriden bugüne de potansiyelini gerçekleştirebildiğini görmedik, işte o beklenen dönüm noktasına bugün ulaşmış oluyoruz. "Breaker of Men" olarak Creel'i kalan bilinciyle etkisi altına alan Titania, bir çekiç de sevgilisine bulabilmek hedefinde. Go baby!








Asgard'ın da tüm kadrosuyla "Gods of War" olarak katılmaya hazırlandığı bu mücadelenin geri kalan kısmı Fear Itself #3 - #7 arasında sürecek. Büyük sürprizlere hazır olun, ve unutmayın; Marvel artık yılın her çeyreğinde bir kahramanını öldürüyor!

Kan çıkmazsa para yok!

28 Ocak 2011 Cuma

New Avengers #8 - "Buluşma sayıları genellikle sıkıcıdır..."

Ama bu sayı için bir istisna yapabiliriz. Luke Cage, saygıdeğer eşi Jessica Jones ve Doctor Doom'un gölgesinde bir garson ile olan mücadeleleri! Tam Macera, hediyesi dahil $3.99! 

4 Kasım 2010 Perşembe

Green Lantern #58 - "Kes, yapıştır. Beğenmedin mi, değiştir?"




Abartmadan söyleyebilirim, Green Lantern v4 Geoff Johns'un liderliğiyle son yıllarda en keyifle okuduğum seri oldu, 50.sayılarda zirveye çıkan tempo ve uzun süredir kurgulandığı ayrıntıların yerleştirilişi ile belli olan süreklilik seriyi normal aylık bir dergiden efsanevi bir "run" statüsüne yerleştirdi bile. Blackest Night gibi DC Evrenine yeniden liderlik tacını (kısa bir süre için bile olsa) getirmiş olan bir serinin Amiral gemisi olan Green Lantern dergisi , bana göre ne yazık ki Blackest Night sonrasında kan kaybetmekte. Böyle güzel bir Variant kapağa sahip olan dergi için kötü konuşmak istemezdim ama sanırım Green Lantern konusunda heyecanımı kaybetmeye başlıyorum.

Night of The Living Dead #1 - "Bir çizgi romanda en çok ilgi çekecek şey nedir?"

Hiç sağıma soluma bakmadan, kafamı öne eğip utangaçca yeri eşelemeden cevap veriyorum; "Zombiler!"

"Sakın çıkma patika yollara, dağlara..."

14 Nisan 2010 Çarşamba

Vengeance of the Moon Knight #7 - "Hey, şu Deadpool mu?"

Deadpool'un kendini göstermediği az sayıda dergiden biri olan Vengeance of the Moon Knight, Altı bölümlük Shock and Awe hikayesini geride bıraktıktan sonra iki sayılık filler'a ihtiyaç duymuş olacak ki, bu iki sayıyı da Deadpool'a ayırmışlar.  Bugüne kadar X-Men, Marvel Zombies, Punisher ve Wolverine ( hem origins, hem de orjinal seri ) dergilerinde sık sık rastladığımız Deadpool ( ki Marvel kendisini bu kadar gazlamakla yakında bir yerlerde çekilecek olan Deadpool filminin sinyalini de veriyor olabilir ) yazarların en çok seveceği karakterlerden biri; Wolverine'den daha güçlü sayılabilecek bir Regeneration özelliğine sahip, bu da onunla istediğiniz aksiyona girmenize izin veriyor. Kendisini elinizdeki her kahramanla, her kötü adamla karşı karşıya getirebilirsiniz; herif nasılsa ölmüyor. Ayrıca meşhur 4.boyutu kırma olayı herhangi bir tutarlılık zorunluluğu da getirmiyor, karakter bütünlüğü yaratmak adına kendinizi sınırlamanıza da gerek yok, istediğiniz gibi yardırabilirsiniz. İşte bu gibi sebeplerden çok seviliyor sanırım bu arkadaş, ha; biz de severiz ama hafiften tiksinti gelmeye başladı.

4 Mart 2010 Perşembe

Green Arrow #30 - Black Lantern "I used to be nothing but a bastard.."

Blackest Night, kesinlikle DC Comics'in başına gelmiş en iyi şeylerden biri. Kan gövdeyi götürüyor, ölenler, dirilenler, mücadele halindeki kozmik varlıklarla tanrısal güçler; ve neredeyse tüm sevdiğimiz karakterler tamamen çaresiz durumdalar. Bakalım, serinin sonuna yaklaşıyoruz, ardından gelecek olan Brightest Day'in teaserlarından event'in iyilerin hakimiyetiyle biteceğini öngörebilmekteyiz. Zaten DC henüz kötüleri direksiyona geçirmeyi denemiş değil, en fazla 2-3 sayı süren serilerle kötü adamlar hükmedebiliyor gibi görünüyor, ardından tekrar aynı yola devam ediyoruz.

29 Ocak 2010 Cuma

Thor #606 - "Nihayet, biraz aksiyon!"

Thor #605'te en son neler olup bittiğine değinmiştik, macera bu sayıda da kaldığı yerden devam ediyor.

26 Ocak 2010 Salı

X-Men Origins : Cyclops #1 One Shot - "I'll Lead them all."

X-Men serisinde yaşanan (House of M, Decimation, Messiah Complex, Utopia ) ve yaşanacak olan (Second Coming belki de en önemlisi) değişimler öncesinde, Tek sayılık Origins One Shot'ları gelmeye devam ediyor. Üç sayılık Psylocke serisi halen sürmekte, X-Men Origins : Iceman'i geride bıraktık, Wolverine'in zaten kendisine ait ( birini oğluna ödünç verdiği ) üç adet serisi var.

Ee, Korkusuz Lider Scott Summers'ın neyi eksik?