Spoiler'larla konuşurum bebek, tekin değilim, o sebeple Trinity War'u okumayanlar post'u okumasın, beğenmeyenler küçük kızına almasın.
Trinity War, DC'nin Yeni 52'sinde gerçekleştirdiği ilk büyük event olarak geride kaldı - bundan önce yaptıkları daha küçük eventler de var, I Vampire ve Justice League Dark arasında geçen vanpirli hikaye ve fecaat Animal Man - Swamp Thing hikayesi gibi, ki bunlar event'ten ziyade crossover aslına bakarsanız - . Seriyi okudum, zaman zaman ilginç bulsam da hikayenin gelişimi ve sonuçlanışı açısından biraz zayıf olduğunu düşünüyorum. Hakkında uzun uzun yazma işini bir kenara bırakıp outsource ediyorum, Berk mevzuyu çok güzel izah etmiş; buyrun.
dc comics etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dc comics etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Eylül 2013 Cuma
6 Eylül 2013 Cuma
Ivan Reis vs. Jim Lee!
Sepultura sever misiniz? Kendileri benim dünya üzerinde fanı olduğumu iddia edeceğim bir kaç müzik grubundan birisidir, bize benzeyen -belki bir çok açıdan bizden çok daha fena durumda olan- bir üçüncü dünya ülkesinden çıkıp da icra ettiği müzik türünde böylesine büyüyebilmiş bir grubun varlığı beni nedensizce gururlandırıyor.
İşte Sepultura için ne hissediyorsam, benzeri hisleri Ivan Reis için de hissediyorum. Kendisinin çizgi roman endüstrisi içerisindeki yükselişine başından itibaren şahit olmak beni çok mutlu ediyor.
Kendisi 16 Ekim'de yayınlanacak Justice League #24'ün kapağında Jim Lee'nin Justice League kapağının üzerine bir çalışma yapmış, ve -bunu gönül rahatlığıyla söylüyorum- Reis'in çalışması her açıdan Jim Lee'nin çalışmasından daha başarılı;
İşte Sepultura için ne hissediyorsam, benzeri hisleri Ivan Reis için de hissediyorum. Kendisinin çizgi roman endüstrisi içerisindeki yükselişine başından itibaren şahit olmak beni çok mutlu ediyor.
Kendisi 16 Ekim'de yayınlanacak Justice League #24'ün kapağında Jim Lee'nin Justice League kapağının üzerine bir çalışma yapmış, ve -bunu gönül rahatlığıyla söylüyorum- Reis'in çalışması her açıdan Jim Lee'nin çalışmasından daha başarılı;
5 Eylül 2013 Perşembe
J.H.Williams III 26.sayıyla Batwoman'dan ayrılıyor!
Evet efendim, yanlış duymadınız : DC Comics'in yeni 52'sinde çizim anlamında sahada basmadık yer bırakmayan, gölgelemelerin ve ince taramaların efendisi J.H.Williams III yazar W.Haden Blackman ile birlikte 26.sayı itibariyle dergiden ayrılma kararı aldıklarını açıkladı.
Yaklaşık beş-altı saat önce gelen açıklamadan anladığımız kadarıyla (çünkü JHWIII'ün kendi blog sayfasındaki açıklamanın linki çalışmamakta) olay DC'nin Kate'in Maggie Sawyer ile evliliğine izin vermemesi nedeniyle patlamış. DC'nin iki defa GLAAD ödülü kazanmış, LGBT dünyasında saygın bir yeri olan karakter için evliliği neden bir kırmızı çizgi olarak tayin ettiğini anlamak çok güç.
2 Aralık 2011 Cuma
Yeni 52'de neler oluyor! - Deathstroke #1
Adınızın Marv Wolfman olduğunu düşünün, ve çizgi roman endüstrisinde işlerin ciddiye bindiği günlerden itibaren çalışmaktasınız. Blade, Bullseye, Nova, Terrax, Doctor Light ve Tim Drake gibi Çizgi romanın altın çağının sonrasında ortaya çıkmasına rağmen bugün kendisini ispatlayabilmiş karakterler yaratmış; insanların sadece klasikleşmiş kahramanları değil, iyi tasarlanmış kahramanları da takip ettiğini ispat etmişsiniz. DC Comics için George Perez ile birlikte Crisis on Infinite Earths hikayesini yazıp, evrenlerini toparlamalarına yardımcı olmuşsunuz. Marvel ile daha sonraları Blade filmi üzerinden mahkemelik olmuşsunuz ama, sektörde hala çok iyi durumda olan bir itibara sahipsiniz.
Etiketler:
Çizgi Roman,
dc comics,
deathstoke,
değerlendirme,
joe bennett,
kyle higgins,
Marv Wolfman,
üç yıldız,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Detective Comics #1
Batman Çizgi Romanları hakkında bir önceki postta atladığım bir nokta olduğunu düşünenleriniz olabilir; "Bir Batman dergisinde görmek isteyeceğiniz şeyler nelerdir?" kısmını okuduktan sonra bir çoğunuzun "Ee, Joker?" dediğini biliyorum. Merak etmeyin, favori blog yazarınız bunamadı, Yeni 52'yi tamamen review edebilmek için ciddi mesai harcıyor ama Joker'i kafamdan çıkaracak kadar da formdan düşmüş değil.
Etiketler:
batman,
Çizgi Roman,
dc comics,
değerlendirme,
detective comics,
joker,
üç yıldız,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Batman #1
Klasik bir Batman dergisinden beklentileriniz nedir, ben sizin yerinize sıralayayım isterseniz;
Karanlık, postmodern olduğu kadar da grotesk bir şehir.
Akıl sağlığı yerinde olmaktan son derece uzak, varlığını bir şekilde Batman'in varlığına borçlu Kötü adamlar,
Ed McGuiness'in çizgi film estetiğine yakın çizimleri ile Kelley Jones'un hastalıklı vampirimsi çizimlerinin arası bir batman tasarımı.
Komplo, ve cinayet mahallerinin havalandırma boşluklarında sigara eşliğinde konuşulan ipuçlarını takip etmek.
Etiketler:
batman,
Çizgi Roman,
dc comics,
değerlendirme,
dört yıldız,
greg capullo,
scott snyder,
yeni 52
29 Kasım 2011 Salı
Yeni 52'de neler oluyor! - Red Lanterns #1
Sinestro Corps War'ın sonlanmasına yakın günlerde Ganthet diğer duyguları temsil eden güçlerin de mevcut olduğunu söylediği an, ne kadar heyecanlandığınızı hatırlıyor musunuz?
Etiketler:
Çizgi Roman,
dc comics,
değerlendirme,
ed benes,
peter milligan,
red lanterns,
üç yıldız,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Grifter #1
Wildstorm evrenini kapsamlı bir şekilde takip edememiş olmak en büyük ayıplarımdan biri herhalde. Image evreninden ayrıldıktan sonra kendi başına yayın hayatına devam eden Wildstorm evreninin bir kısmı , 52 ile de DC Comics'in Multiverse'indeki paralel evrenlerden biri olarak gösterilmişti.
Etiketler:
cafu,
dc comics,
değerlendirme,
grifter,
iki yıldız,
nathan edmondson,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Green Lantern : New Guardians #1
Ortadoğu'da petrol biter, Avrasya havzasında doğalgaz biter, Kaddafi rejimi bile bitti ama DC Comics'in birbirinden ilginç karakterleri bir türlü bitmiyor. Bunlardan biri de Kyle Rayner isimli arkadaşımız, bahtsız mı desek, şanslı mı desek, kendisi hakkında nasıl bir tanımlama yapmamız gerekli bir türlü bulamadık.
Etiketler:
dc,
dc comics,
değerlendirme,
green lantern new guardians,
kyle rayner,
üç yıldız,
yeni 52
28 Kasım 2011 Pazartesi
Yeni 52'de neler oluyor! - Batwoman #1
Bir karakter düşünün; sırf başka bir karakter eşcinsellik suçlamasıyla karşı karşıya kalmasın diye ona eş olarak yaratılmış, bahtsızlık konusunda çığır açan tüm çizgi roman kahramanlarından daha zor durumlarda kalmış, daha sonraları bu suçlamalar güncelliğini yitirince tarihin çöp tenekesine gönderilmiş. Daha sonra yıllarca hatırlanmamış,
kırk küsür sene sonra ana karakterin yokluğunda tekrardan kendisine sahnede yer bulma şansını edinmiş. Daha sonra, herşey yolunda giderken, serisi birden bire iptal edilip, farklı bir karakter olarak tekrar başlatılmış.
Etiketler:
batwoman,
Çizgi Roman,
dc comics,
değerlendirme,
dört yıldız,
j.h. williams III,
w.haden blackman,
yeni 52
24 Kasım 2011 Perşembe
Yeni 52'de neler oluyor! - Batman - The Dark Knight #1
İlginçtir, DC Comics'in en çok iş yapan ve en bilinen markası olmasına rağmen, insanların yaptığı yorumlar yeni 52'deki Batman çizgi romanlarının çok da başarılı olmadığı yönünde ilerliyor. Bence, çok yüksek beklentiler sonucunda ortaya çıkıyor bu durum.
Etiketler:
batman the dark knight,
Çizgi Roman,
david finch,
dc comics,
değerlendirme,
paul jenkins,
üç yıldız,
yeni 52
22 Kasım 2011 Salı
Yeni 52'de neler oluyor! - Stormwatch #1
Yeni 52'de Superman/Batman döngüsünü kırmaya çalışıyorum, yayın politikaları da buna imkan verecek şekile geniş olduğu için okuyabilecek/inceleyebilecek ilginç dergilere rastlıyoruz : Stormwatch da bunlardan biri.
Etiketler:
apollo,
authority,
dc comics,
martian manhunter,
midnighter,
miguel sepulveda,
paul cornell,
stormwatch,
üç yıldız,
wildstorm,
yeni 52
17 Kasım 2011 Perşembe
Yeni 52'de neler oluyor! - Aquaman #1
DC'de doğduğuna, doğacağına pişman olmuş başka bir kahramanımız da Aquaman (ne kadar çoklar, değil mi?) . Bu güzel abimizin başına neler gelmedi ki; bir eli koptu, daha sonra önce bir kancayla, sonra sudan bir elle idare etti. Öldü, dirildi, tam iki elini de kullanabilen bir insanın tüm avantajlarından faydalanabiliyor, taharat filan alabiliyordur diye seviniyorduk ki tekrar elini kaybetti. Çoluğunun çocuğunun başına gelenlerden ise hiç bahsetmiyorum, DC'nin çok hardcore davrandığı bir karakter Aquaman. DC Vs. Marvel serisinde Namor'u üzerine dev bir balina düşürerek yenmesi bile keyfini yerine getiremedi, o derece sıkıntılı bir karakter.
Ama artık, gün yeni DC evreninin günü, ve Aquaman'ın bu makus talihinin değişeceğine yönelik derin hislere sahibim!
Etiketler:
aquaman,
dc comics,
değerlendirme,
dört yıldız,
geoff johns,
ivan reis,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Men of War #1
Sgt. Rock DC'nin uzun süre boyunca ekmeğini yediği bir Joe Kubert karakteri, Kubert'in DC Comics'in Wonder Woman patronu ve savaş dergleri uzmanı Robert Kannigher ile birlikte yarattığı bu karakter Nick Fury'ye de ilham kaynağı olmuş olabilir; tek bir farkla :
Nick Fury savaşı aşıp günümüze kadar gelmenin bir yolunu buldu; ama Sgt. Rock alternatif hikayeler ve başka zaman dilimine atlayan öyküler dışında hep 2.Dünya Savaşının içinde kaldı. İlk olarak 1959'da ortaya çıkan bir karakterin 50 sene kadar aynı savaşta savaşmış olması DC'ye "Yeter ulan" dedirtmiş olacak ki, yeni başlayan Men of War serisinin ilk sayısında Astsubay Çavuşumuzu Onbaşı olarak bir Call of Duty - Modern Warfare ortamında görüyoruz. Ee, trend bu; insanlar bunun hem oyununu deli gibi oynayıp hem de tüm uyarlamalarına sahip çıkarken DC'nin bu treni kaçıracağını düşünmek delilik olurdu herhalde.
Men of War serisi de tam olarak bunu hedefliyor olsa gerek, modern savaşın popüler kültür üzerindeki etkisini kullanıp eski bir karakterin kabuk atmasını sağlarken , aynı zamanda video oyunu çağı nerdlerini de sağmayı planladılar belli ki . Ama olmuyor, yemiyor.
Elimizde bize hiçbir şey vermeyen bir ilk sayı var, belki de Sgt.Rock'ın geçmişinin bambaşka bir atmosferde yazılmış olmasından kelli karakterlere ısınamıyor, Garth Ennis'in Battlefields serisini okumuş bir insansanız olaya dahil edilen Superpowered/Supernatural elementleri çocuksu buluyorsunuz. En azından benim için öyle oldu.
Bir de bu saydıklarım ile Navy Seals adıyla derginin arkasına eklemlendirilmiş düz ve sıradan Amerikan propaganda hikayesini birleştirirseniz, seriyi okumak için ilk sayı size hiçbir şey vermezken; okumamak için bir iki bahaneniz oluyor.
"E peki madem bu kadar sıkıcıydı, niye hakkında bir yazı yazdın?" derseniz, siz okuma zahmetine boşuna katlanmayın diye cevap verebilirim. Kötü. Vakit kaybı.
Nick Fury savaşı aşıp günümüze kadar gelmenin bir yolunu buldu; ama Sgt. Rock alternatif hikayeler ve başka zaman dilimine atlayan öyküler dışında hep 2.Dünya Savaşının içinde kaldı. İlk olarak 1959'da ortaya çıkan bir karakterin 50 sene kadar aynı savaşta savaşmış olması DC'ye "Yeter ulan" dedirtmiş olacak ki, yeni başlayan Men of War serisinin ilk sayısında Astsubay Çavuşumuzu Onbaşı olarak bir Call of Duty - Modern Warfare ortamında görüyoruz. Ee, trend bu; insanlar bunun hem oyununu deli gibi oynayıp hem de tüm uyarlamalarına sahip çıkarken DC'nin bu treni kaçıracağını düşünmek delilik olurdu herhalde.
Men of War serisi de tam olarak bunu hedefliyor olsa gerek, modern savaşın popüler kültür üzerindeki etkisini kullanıp eski bir karakterin kabuk atmasını sağlarken , aynı zamanda video oyunu çağı nerdlerini de sağmayı planladılar belli ki . Ama olmuyor, yemiyor.
Elimizde bize hiçbir şey vermeyen bir ilk sayı var, belki de Sgt.Rock'ın geçmişinin bambaşka bir atmosferde yazılmış olmasından kelli karakterlere ısınamıyor, Garth Ennis'in Battlefields serisini okumuş bir insansanız olaya dahil edilen Superpowered/Supernatural elementleri çocuksu buluyorsunuz. En azından benim için öyle oldu.
Bir de bu saydıklarım ile Navy Seals adıyla derginin arkasına eklemlendirilmiş düz ve sıradan Amerikan propaganda hikayesini birleştirirseniz, seriyi okumak için ilk sayı size hiçbir şey vermezken; okumamak için bir iki bahaneniz oluyor.
"E peki madem bu kadar sıkıcıydı, niye hakkında bir yazı yazdın?" derseniz, siz okuma zahmetine boşuna katlanmayın diye cevap verebilirim. Kötü. Vakit kaybı.
Etiketler:
bir yıldız,
dc comics,
değerlendirme,
man of war,
sergeant rock,
yeni 52
Yeni 52'de neler oluyor! - Green Arrow #1
Green Arrow'u sever misiniz? Son bir iki yıl içerinde başına gelmeyen kalmayan -tüm parasını kaybetti, şehrinin yarısını kaybetti, oğlunun yarısını kaybetti, torununu kaybetti, itibarını kaybetti- bu güzide kahramanımızı düşününce , aklına ister istemez aşağıdaki karşılaşma gelen herkes; DC Comics sizden Oliver Queen'e yeni bir şans vermenizi istiyor. Ve bizden ilk olarak şu iki notu düşmemizi rica ettiler - Dan DiDio dün gece münasebetsiz bir saatte bizzat aradı- ; Hayır, Green Arrow'un iyi arkadaş olmaları dışında Green Lantern ile bir alakası yok. Hayır, Green Arrow bir yüzük takmıyor.
Etiketler:
dan jurgens,
dc comics,
değerlendirme,
george perez,
green arrow,
iki yıldız,
yeni 52
16 Kasım 2011 Çarşamba
Yeni 52'de neler oluyor! - Justice League Dark #1
Uzuuun aralar veriyor olsak da -Ee, bu hayatta gerekli olan hemen hemen herşeyi bilmemize rağmen biz de insanız, şaşırtıcı değil mi?- hiç kapanmayan sol gözümüz çizgi romanların üzerinde gezinmeye devam ediyor; Sauron gibi yağmayacak bir parça bulduğumuz an affetmiyoruz.
Etiketler:
dc comics,
dört yıldız,
hellblazer,
justice league dark,
madame xanadu,
shade the changing man,
yeni 52,
zatanna
15 Eylül 2011 Perşembe
Yeni 52'de neler oluyor! - Action Comics #1
Nihayet beklenen zaman geldi, DC Comics geçtiğimiz günlerde yayınlanan Stormwatch ve Justice League premier'lerinin ardından Yeni 52'sinin ikinci dergi grubunu yayınladı, bu sefer daha yüklü bir ajandamız mevcut.
Ben de tabii ki, her çizgi roman fanatiği gibi olaya Action Comics ile başladım, DC denilince aklına sadece Superman gelen insanlardan değilim ama bunca yıldır artık trademark sayılabilecek davranış kalıplarına ve özgeçmişe sahip bu karakterde ne değişiklikler yaptıklarını çok merak ediyordum.
Action Comics #1, bu konuda size bir kaç ipucu veriyor.
Yeni Action Comics, DC'nin dergilerinde neyin eksik olduğunu farketmiş olduğunu müjdeliyor bence; benim için en önemli nokta bu : güncellik, ve yeni okurlar için çekici olabilecek, hayatın içinden kahramanlar. Karşımızda polis tarafından kovalanan, kot pantalonla gezen, bir gazetede çalışan ve gerek teenager'lığıyla, gerek tavır ve hareketleriyle birazcık da Peter Parker'ı andıran bir Superman var. Henüz sadece suç örgütleriyle ve mafyayla mücadele etmekte olan bu Superman'in dünyada altı ay önce ortaya çıktığı bir ortamda geçiyor dergimiz, ve güçleri yeni yeni "manifest" etmekte olduğundan olsa gerek, henüz uçamıyor ; Smallville tarzı koşma sahnelerine bol bol şahitlik edeceğiz gibi görünmekte, zira bu Superman'i düşünürken gözünüzün önüne Christopher Reeve değil Tom Welling geliyor zaten. Hala kurşun geçirmez, ama bu "dünyanın en büyük kurşununa" karşı test edilmiş değil. Ve eski Superman ile en önemli farklarından biri kendinden emin oluşu, Clark Kent'in bildiğimiz ve -Batman başta olmak üzere- bir çok insanın nefret ettiği Boy Scout tavrından eser yok, katır kutur kemik kırabiliyor, insanları duvarlardan içeri sokabiliyor. Yani, çıldırma eşiğine gelmiş bir dünyada gelecek için ümit vermekte.
Superman; mevcut. Kendisinden nefret eden, ve onu yakalamaya çalışan bir general; mevcut. Bu konuda hükümete yardım etsin diye görevlendirilmiş, kel ama ne olduğu henüz belli olmayan Lex Luthor; mevcut. Güzel bir Superman hikayesi için zemin ve şartlar elverişli anlayacağınız. Zaten bilinen bir hikayeyi birazcık bile değiştirerek baştan anlatmak, başarılı olma olasılığı çok yüksek bir deneme, eh; bir de elinizde Grant Morrison gibi dahi bir yazar ile Rags Morales gibi bir çizer varsa (Identity Crisis'i kendisinin kaleminden okumuştuk) yanlış yola düşme ihtimaliniz çok düşüktür. Tabii şöyle de bir durum var, bir gün Grant Morrison bu seriyi bırakırsa, bıraktığı mirasın tecavüze uğramayacak olduğuna inanmak istiyoruz, bunu da ekleyeyim ki biri şerefsizlik yaparsa "Biz demiştik" diyelim.
Ben de tabii ki, her çizgi roman fanatiği gibi olaya Action Comics ile başladım, DC denilince aklına sadece Superman gelen insanlardan değilim ama bunca yıldır artık trademark sayılabilecek davranış kalıplarına ve özgeçmişe sahip bu karakterde ne değişiklikler yaptıklarını çok merak ediyordum.
Action Comics #1, bu konuda size bir kaç ipucu veriyor.
Yeni Action Comics, DC'nin dergilerinde neyin eksik olduğunu farketmiş olduğunu müjdeliyor bence; benim için en önemli nokta bu : güncellik, ve yeni okurlar için çekici olabilecek, hayatın içinden kahramanlar. Karşımızda polis tarafından kovalanan, kot pantalonla gezen, bir gazetede çalışan ve gerek teenager'lığıyla, gerek tavır ve hareketleriyle birazcık da Peter Parker'ı andıran bir Superman var. Henüz sadece suç örgütleriyle ve mafyayla mücadele etmekte olan bu Superman'in dünyada altı ay önce ortaya çıktığı bir ortamda geçiyor dergimiz, ve güçleri yeni yeni "manifest" etmekte olduğundan olsa gerek, henüz uçamıyor ; Smallville tarzı koşma sahnelerine bol bol şahitlik edeceğiz gibi görünmekte, zira bu Superman'i düşünürken gözünüzün önüne Christopher Reeve değil Tom Welling geliyor zaten. Hala kurşun geçirmez, ama bu "dünyanın en büyük kurşununa" karşı test edilmiş değil. Ve eski Superman ile en önemli farklarından biri kendinden emin oluşu, Clark Kent'in bildiğimiz ve -Batman başta olmak üzere- bir çok insanın nefret ettiği Boy Scout tavrından eser yok, katır kutur kemik kırabiliyor, insanları duvarlardan içeri sokabiliyor. Yani, çıldırma eşiğine gelmiş bir dünyada gelecek için ümit vermekte.
Superman; mevcut. Kendisinden nefret eden, ve onu yakalamaya çalışan bir general; mevcut. Bu konuda hükümete yardım etsin diye görevlendirilmiş, kel ama ne olduğu henüz belli olmayan Lex Luthor; mevcut. Güzel bir Superman hikayesi için zemin ve şartlar elverişli anlayacağınız. Zaten bilinen bir hikayeyi birazcık bile değiştirerek baştan anlatmak, başarılı olma olasılığı çok yüksek bir deneme, eh; bir de elinizde Grant Morrison gibi dahi bir yazar ile Rags Morales gibi bir çizer varsa (Identity Crisis'i kendisinin kaleminden okumuştuk) yanlış yola düşme ihtimaliniz çok düşüktür. Tabii şöyle de bir durum var, bir gün Grant Morrison bu seriyi bırakırsa, bıraktığı mirasın tecavüze uğramayacak olduğuna inanmak istiyoruz, bunu da ekleyeyim ki biri şerefsizlik yaparsa "Biz demiştik" diyelim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


