11 Ekim 2013 Cuma

Cuma Sıkıntısı


Kafada bir şeyler birikiyor sürekli olarak , eh, ben de bildiğiniz üzere çok planlı programlı yazabilen bir adam değilim. O yüzden heybeyi şöyle bir silkeleyeceğim, böylelikle birazdan bahsedeceğim şeyler kafadan düşerek cache'de yer açacak. Bir kazan-kazan durumu sözkonusu yani.

13 Eylül 2013 Cuma

Kings Watch! Bakanlar çekilsin, Kabine Geldi!

Biz burada Forever Evil'dı, Infinity'di itişip duralım; son zamanlardaki favori yayıncım Dynamite harika bir iş yapmış; Marvel'ın Agents of Atlas'ında ve Thunderbolts'unda harika işler yaratmış Jeff Parker'a defteri vermiş, Marc Laming adında yeni bir çizeri de masanın başına oturtmuş; "Alın size Mandrake, Phantom ve Flash Gordon adında üç tane pulp karakter, biz bunlarla bir şey yapalım istiyoruz" demiş.

Forever Evil - İlk İpuçları

Spoiler'larla konuşurum bebek, tekin değilim, o sebeple Trinity War'u okumayanlar post'u okumasın, beğenmeyenler küçük kızına almasın. 

Trinity War, DC'nin Yeni 52'sinde gerçekleştirdiği ilk büyük event olarak geride kaldı - bundan önce yaptıkları daha küçük eventler de var, I Vampire ve Justice League Dark arasında geçen vanpirli hikaye ve fecaat Animal Man - Swamp Thing hikayesi gibi, ki bunlar event'ten ziyade crossover aslına bakarsanız - . Seriyi okudum, zaman zaman ilginç bulsam da hikayenin gelişimi ve sonuçlanışı açısından biraz zayıf olduğunu düşünüyorum. Hakkında uzun uzun yazma işini bir kenara bırakıp outsource ediyorum, Berk mevzuyu çok güzel izah etmiş; buyrun

Peter Parker Geri Dönüyor!

Evet dostlar, tüm fanların beklediği an nihayet geldi, bir süre önce bedenini Otto Octavius'a terkederek astral alemlerde gezinmeye başlayıp, daha sonra da tamamen cavlağı çeken sevgili Örümcek Adamımız Peter Parker, Aralık ayında Amazing Spider Man serisiyle tekrardan aramıza dönüyor!

Harika haber, değil mi?


6 Eylül 2013 Cuma

Ivan Reis vs. Jim Lee!

Sepultura sever misiniz? Kendileri benim dünya üzerinde fanı olduğumu iddia edeceğim bir kaç müzik grubundan birisidir, bize benzeyen -belki bir çok açıdan bizden çok daha fena durumda olan- bir üçüncü dünya ülkesinden çıkıp da icra ettiği müzik türünde böylesine büyüyebilmiş bir grubun varlığı beni nedensizce gururlandırıyor.

İşte Sepultura için ne hissediyorsam, benzeri hisleri Ivan Reis için de hissediyorum. Kendisinin çizgi roman endüstrisi içerisindeki yükselişine başından itibaren şahit olmak beni çok mutlu ediyor.

Kendisi 16 Ekim'de yayınlanacak Justice League #24'ün kapağında Jim Lee'nin Justice League kapağının üzerine bir çalışma yapmış, ve -bunu gönül rahatlığıyla söylüyorum- Reis'in çalışması her açıdan Jim Lee'nin çalışmasından daha başarılı;


Bahtsız B-Deviler! Richard Rider!

Size sorduk ama, ben yine de istediğim şeyi yapmaktan geri kalmayacağım. Uzun süredir başlamak istediğim bir seriydi hep kenarda köşede kalmış, sahip olduğu potansiyeli bir türlü kullanamamış kahramanlarla ilgili yazıp çizmek. Mainstream'den kaçacak, mümkün mertebe hipster takılacağız bu köşede.

İlk sayıdaki konuğumuz çok da mainstream'den uzak değil gibi görünüyor aslında; onun talihsizliği başka bir noktada kendini gösteriyor.

Richard Rider, nam-ı diğer Nova adıyla bilinen adam, insan roket.


Anket


Lafı uzatmayacağım, bu blogun okuyucularının hemen hemen hepsi yorum yapmak için "fazla" cool olduklarından, fikrinizi alabilmek için sağ taraftaki bar'a iki tane anket koydum. Lütfen.

5 Eylül 2013 Perşembe

J.H.Williams III 26.sayıyla Batwoman'dan ayrılıyor!






Evet efendim, yanlış duymadınız : DC Comics'in yeni 52'sinde çizim anlamında sahada basmadık yer bırakmayan, gölgelemelerin ve ince taramaların efendisi J.H.Williams III yazar W.Haden Blackman ile birlikte 26.sayı itibariyle dergiden ayrılma kararı aldıklarını açıkladı.

Yaklaşık beş-altı saat önce gelen açıklamadan anladığımız kadarıyla (çünkü JHWIII'ün kendi blog sayfasındaki açıklamanın linki çalışmamakta) olay DC'nin Kate'in Maggie Sawyer ile evliliğine izin vermemesi nedeniyle patlamış. DC'nin iki defa GLAAD ödülü kazanmış, LGBT dünyasında saygın bir yeri olan karakter için evliliği neden bir kırmızı çizgi olarak tayin ettiğini anlamak çok güç.


God is Dead!

Eveet, her ne kadar daha çok istesem de Black Sabbath'ın yeni albümü 13'ün ilk single'ından bahsetmiyorum arkadaşlar, zaten sonunda soru işareti olmamasından anlamışsınızdır.

Bugünün en önemli haberi, Jonathan Hickman'ın Mike Costa'yı yanına alarak hazırladığı 6 sayılık mini seri God İs Dead'in ilk sayısının yayınlanıyor olması.


PR ropörtajı Newsarama tarafından yapılmış , çok da eğlenceli bir ropörtaj olmuş ama okumaya üşenenler için kısaca değinelim.


3 Eylül 2013 Salı

Pazartesi Sıkıntısı - 5



Şu dünyada üç şeyden korkarım, kul hakkı yemekten bir, gıybet yapmaktan iki, okurlarımızı üzmekten üç. Hassas bir blog sayfasıyız biz, duygusalız, zaman zaman kafamızı saatlerce yorganın altında tutup odada Rob Liefeld'in Captain America'sı varmışcasına ağladığımız oluyor, yalan değil. İtiraf ediyoruz; çizgi romanlardan tiskindiğimiz de olmuştur.

Ama bunların hiçbiri, aklımın köşesinde biriken tortuları eskiden meyhanelerde biranın köpüğünü sıyırmak için kullanılan tahta kaşıklarla sıyırıp üzerinize üzerinize silkelememe engel olamaz; o da ayrı bir konu. Ekşi Sözlük'ten James Wade Piotr Armando Cletus Wagner isimli bir yazar okurumuz uzun süredir yazı yazmadığımız için sitemde bulunmuş; hem kendisinin, hem de ismindeki Wagner'in hatrına boş kutuyu biraz sallamakta fayda var. Lütfen "abi sen bu konudan daha önce bahsetmişsin" demeyin, son bir haftadır bir çift çorabın ikisini aynı günde giymeyi başarabilmiş değilim.


Mağara Duvarındaki Delik

Çizgi Romanlardan aşina olduğumuz süper kahramanlar yaşadığımız dünyada varolsalar, bunun nasıl etkileri olurdu diye sık sık düşünüyorum bu aralar, eminim siz de aynı konu üzerine kafa yoruyorsunuzdur. Şöyle kafamdaki bir silkelemek istedim neler var neler yok diye; uzun süredir de yazı yazmadığım malumunuz, pratiğimi kaybettiğime eminim. Bu nedenle sizi biçem ve içerik açısından mutlak butlan ile sakat bir yazıyla karşıya karşıya bırakacağım, şimdiden özür dilerim.

Ayrıca aşağıdaki modellemeyi modern "süper kahraman" kavramı üzerine inşa ettiğimi de belirteyim, Golden Age ya da Silver Age kahramanlarının günümüzde yer alması hem süper, hem de kahraman fikirlerinin karşısına birer oksimoron olarak dikilirdi herhalde.


16 Ocak 2013 Çarşamba


“You fellas think of comics in terms of comic books, but you’re wrong. I think you fellas should think of comics in terms of drugs, in terms of war, in terms of journalism, in terms of selling, in terms of business. And if you have a viewpoint on drugs, or if you have a viewpoint on war, or if you have a viewpoint on the economy, I think you can tell it more effectively in comics than you can in words. I think nobody is doing it. Comics is journalism. But now it’s restricted to soap opera.”

Jack Kirby. 

1 Kasım 2012 Perşembe

Ne Yapmak Gerek?

Boş boş işlerle uğraşıyoruz ömrümüzün şu güzel yaşlarında, hayat da bu durumu destekler bir tavır takınıyor; böyle olunca asıl keyif aldığımız, ilgilenmek istediğimiz, partiküllerinden havuzlar oluşturup içinde yüzmek istediğimiz konuların -neredeyse- hiçbirine vakit kalmıyor.

Çizgi Roman da bunlardan biri. Tüm Swamp Thing hikayelerini tekrar elden geçirip, taa ilk volume'den Constantine'e başlamayı, Infinity Gem hikayeleri üzerine bir kronoloji çıkarıp Earth X üzerine yıllardan beri hazırladığım yazıyı nihayet yayınlamayı, Çizgi Romanlar ile beyin çürütmenin mümkün olup olmadığı konusundaki tezimi hararetle savunmayı, sektörü desteklemeyi, ülkedeki Community'nin büyümesi için çabalamayı, nerd magneti olmayı ben istemez miyim? Tabii isterim, neden olmuyor, vakit yok.

Cevaplar bu kadar basit aslında : Gerçek hayat, size çoğunlukla sıkıcı bazı "farming" görevleri sunmaktan öteye gitmiyor. Diablo III'te para toparlayabilmek için sizden güçsüz yaratıkları umarsızca kesiyormuş gibi, bütün gün oturup bitmek bilmeyen boş görevlerle experience toparlıyorsunuz. Herşeye bulaşmak istiyor, hiçbirine takat bulamıyorsunuz.

Bakıyorum, Bülent Başkan da benimle aynı fikirde, Tengunner da. Hayat mı çok ciddi, kurgusunda mı bir takım problemler var, renklendirmesi mi boktan yapılıyor bilmiyorum ama çabuk yoruluyoruz. Hızlı koşmaya çalışıyoruz, böylelikle bokumuz da seyrek düşüyor. Biz bir kenarda uyuklarken, kimse Çizgi Roman altkültürünün sivilceli bir ergenmiş gibi cinsel rüyalar içerisinde yüzdüğünden bahsetmiyor, Çizgi Roman dükkanlarıyla konuşup "Hangi sayı ne kadar satıyor, yayınlıyor bu adamlar iyi güzel de yayınladıkları işe yarıyor mu?" demiyor, "Nasıl bu kadar çok manga satılıyor?" konusu üzerine kafa yormuyor. Biz konuşmaktan bıktık belki ama, NTV yayınları da boktan çizgi romanlar çıkarmaktan bıktı, bazen güzel gelişmeler de oluyor. Warren Ellis şu an ne düşünüyor, Rob Liefeld akşamları huzurla uyuyabiliyor mu, bunları kimsenin düşündüğü yok. Stan Lee gibi bir adam, nasıl oluyor da tüm Nerd camiasından peygambermiş gibi saygı görüyor, bu bile tartışma konusu olmuyor. LucasFilm'i Disney satın almış, hala Darth Vader'a Mickey Mouse kulağı çizen tipler var, bunların varlığı bile söylediğimiz tüm sözlere hakaret niteliğinde.

Kısmet bu işler, ben şu Earth X yazısına tekrar bir bakayım. Belli mi olur.

31 Temmuz 2012 Salı

Radyoaktif Magazin!

Bakalım son zamanlarda çizgi roman dünyasında ne gibi dedikodular dönmekte, eminim her biriniz olan bitenleri merak ediyorsunuz. Konu başlıklarımıza bir bakalım.

  • Dave Gibbons, bir ropörtajında Before Watchmen ve Watchmen the Movie hakkında ağır konuşmak üzereyken müdahale sonucu konu gülüşmelerle geçiştirilmiş, kendisinin ağzından "Orjinal seri dışında Watchmen hikayesinin devamı olan bir yapı yok, oyun, film ya da devam serileri Watchmen değil" lafı çıktıktan sonra Lego Batman yapımcısı Jonathan Smith "Aman abi, devam serileri hakkında konuşmuyoruz" şeklinde lafı değiştirmiş, ropörtajın kısmında İstanbul'daki köprü çilesi, ramazan sebebiyle sebze meyve fiyatlarındaki artış gibi can alıcı konular konuşulmuş.
  • Jim Lee SDCC 2012'deki Before Watchmen panelini hayvan gibi ortadan bölerek salona Tarantino'yu sokmuş, o da bir hevesle yeni filmi Django Unchained için çıkarılacak çizgi roman serisini duyurmuş. İzleyenlerin hepsi de "Sanki iş yapacak da, utanmadan duyuruyorlar" diye içlerinden geçirse de, ses çıkarmamış.
  • Daredevil #7 ile yine Eisner ödülü alan (En iyi sayı) Mark Waid, "Yemin ediyorum bu adamlardaki Daredevil sevgisini ben bile anlamıyorum" demiş. Irredeemable, Incorruptuble ve Daredevil ile en iyi yazar ödülünü de kazanan Waid'in ödülü Bette Noir kostümü içerisinde aynanın karşısında kutladığı yönünde duyumlar alıyoruz. 
"Ödülde bir denyoluk dönüyor ama, çözemiyoruz."
  • Eisner ödülleri sektörde dedikodu kazanını cadı kazanı gibi kaynatıyor, "En iyi Kaligrafi" dalındaki ödülün Usagi Yojimbo adlı serinin kaligrafisti ve herşeyi Stan Sakai'ye verilmesi "Ulan japon asıllı bir amerikalının japon bir kahramanı anlattığı serinin ingilizce kaligrafisi nasıl ödül alıyor, biz dergidekilerin yarısını anlamıyoruz millet ödül vermiş" şeklinde serzenişlere sebep oldu.
  • Marvel "Marvel : NOW" projesi kapsamında reboot (aslında reboot mu o da belli değil) edeceği Iron Man hikayesine ait ilk teaserları yayınlarken sızan bilgilere göre seride ergenlik sebebiyle büyük ızdıraplar çeken Tony Stark adlı bir gencin garajında yaptığı dev robotla ilişkisinin hentai usulü ele alınacağı öngörülüyormuş.
  • DC'nin yeni evreninde eşcinsel karakter patlaması yaşanırken yeni adaylar hakkında New York borsasında işlem görecek opsiyon sözleşmeleri çıkartılması gündemdeymiş. Morgan Stanley'den ismini vermek istemeyen yetkililerden aldığımız bilgiye göre, en yüksek prim "Dan DiDio - Jim Lee" çiftinin adına çıkarılacak sözleşmede olacakmış.

  • Action Comics'in de iş yapmaması üzerine bir daha Superman konusuna dahil olmaya tövbe eden Grant Morrison "Bu herif yüzünden Batman'den de soğuyorum" demiş, kendisi bundan sonra Dikili taraflarında organik tarım ile uğraşacak, ve gizliden gizliye apokaliptik bir tarikatın liderliğini üstlenecekmiş. 
  • Sandman'e yeni bir prequel yazacağı SDCC 2012'de açıklanan Neil Gaiman, kendisini sıkıştıran morgıç kredisi sebebiyle böyle saçma sapan işlere girdiği yönündeki iddiaları reddetmiş. Açıklama esnasında tırnaklarını yiyen Gaiman'ın hafif asabi olduğu, ve kendisine soru yönelten basın mensuplarına göz attığı dikkatlerden kaçmamış.
  • J. Michael Strazcynski SDCC 2012'de yeni multimedya şirketinin duyurusunu yaparak, düzgün bir Superman hikayesini bitirebilmek ya da Wonder Woman'a enerji harcayabilmek dışında para için her işi yapabileceğini zımni olarak itiraf etmiş. 
  • Dynamite için hazırladığı The Spider, The Shadow ve The Green Hornet crossover'ının tanıtımında yer alan Alex Ross kendisine ve çalıştığı şirkete yöneltilen "ölücülük, nekrofillik, boş mezar bulsa guaj boyayla yeniden çizip çok paraya satmacılık" gibi iddiaları şiddetle reddederken İsmail Türüt'ün piyasada tutunamayan eski albümlerinin haklarını satın alıp yeni çizgi roman serileri için ilham kaynağı olarak kullanacağı yönündeki duyumları yalanlayamamış. 
"Lazım olursa orjinal kapakları 300 dolardan satıyorum.."
  •  Hellboy'u ölümden döndürmek için cehenneme bir yolculuğa hazırlanan Mike Mignolia, ne yaptığı hakkında tek bir fikri bile olmadığını nihayet itiraf etmiş. 
  • Marvel Carol Danvers'tan sonra çıkaracağı Captain Marvel serisi için hazırlıklara başlamış, konu hakkında bir sonraki aday olarak adı geçen Gökmen Özdenak "Bana böyle şeylerle gelmeyin a.ınaa aa" şeklinde bir açıklama yaparak seviyeyi Marvel Comics için bile oldukça düşürmüş. 
"Carol Danvers marvel camiasına yakışmayan hareketler sergiliyor."
  Şimdilik kulağımıza gelenler bunlar, stay tuned sabah şekerlerim.

Kötü Çizgi Roman Uyarlamaları için Limbo!

Dahiyane. Bu çizimi yaratan Arrarra'ya ve bize ulaşmasını sağlayan 9Gag'e teşekkürlerle.

Çizgi Roman filmleri hakkındaki tüm fikirlerimi özetlemekte kendisi;

27 Temmuz 2012 Cuma

Rob Liefeld DC'den ayrılıyor!

Normalde böyle haber tarzı yazılar yayınlamıyoruz; hell; normalde yazı bile yayınlamıyoruz ama bu önemli.

Belki duymuşsunuzdur, Grant Morrison DC'deki çalışmalarını daha bağımsız işlere odaklanmak maksadıyla bırakıyormuş. Action Comics'te çok da parlak işler çıkaramayan, ve -genellikle- hakları yaratıcısına ait olan işlerde daha başarılı olan Morrison'dan beklenebilecek bir haberdi bu. Bizi üzdüğü söylenemez.

Bu haberin arkasından atlayan Rob Liefeld de , Morrison'u takip edeceğini belirten bir tweet atmış.


Evet, bildiğiniz üzere Liefeld gerçekten kendi yarattığı karakterlerin peşinden gitmeyi çok seven bi sanatçı. Saçma sapan bir Teen Titans kopyası olan Youngblood da (ki bu serinin bazı sayılarının dokuz aylık gecikmelerle piyasaya çıktığını da hatırlıyoruz) , utanmadan arlanmadan Deathstroke'dan aparttığı Deadpool da, Jeph Loeb'i de iğrenç fikirlerine alet ederek ortaya kustuğu Agent America da (kimden apartma olduğunu söylemiyorum bile) Liefeld'in kariyerinde yer edinmiş çizgi romanlar oldu.

Kendisi son bir yıldır da Grifter, Hawk and Dove, Deathstoke ve Savage Hawkman serilerine tecavüz etmekle meşguldü, böylelikle DC'ninbu karakterlerin bazılarını suni solunum ile hayata döndürebilme şansı korunmuş oldu.  Hawk and Dove iptal edildi, Grifter iptal edildi, Deathstroke'un da Eylül-Ekim gibi iptale gideceği konuşuluyor. The Savage Hawkman'ın akibeti ise belirsiz. Yani kısaca, Hawk And Dove'da büyük ölçüde sıçmış olan Liefeld'in bir şekilde DC ile süreli bir anlaşması olduğunu, ve DC'nin de bu süreyi doldurabilmek için "Lanet olsun" diyerek Liefeld'i alt sıralarda ilerleyen serilere bağladığını düşünmekteyim.

Tüm sektör için, çizgi roman okurları için hayırlı bir haberdir, sevininiz. Neticede Deathstroke sevdiğimiz bir karakter, ve bir çift ayak sahibi olmayı hakediyor.

PS: Unutmadan, Liefeld'i kendisinin Avengers film ekibinde olması durumunda nasıl bir Captain America ile karşılaşacağımızı betimleyen bir 9Gag görseli ile uğurlayalım; yolun açık olsun Rob, evine usta girsin de çizeme.

20 Temmuz 2012 Cuma

Pazartesi Sıkıntısı - 4


 Cuma sıkıntısı oldu gerçi ama olsun; sıkıntı öyle acaip bir nesne ki ufak bir kaşıkla bal yemeye çalışmışsınız gibi, elinize bulaştıktan sonra tüm kahvaltı keyfinizi mahvedebiliyor. Kahvaltı da edemiyoruz diyet muhabbetlerine ya, neyse.

  • Aylardır süren The Dark Tower okumam nihayet az önce sonlandı. Epik neymiş, nasıl hazırlanır, nasıl geliştirilir, nasıl diyalog yazılır; Marvel'ın tüm Architect tayfasının sai King'den öğrenmesi gereken şeyler bunlar. Bu kadar uzun süren bir yaratım sürecinde, aynı duygu, aynı sarı toz rengi nasıl tutturulur inanılır gibi değil. Ben mesela, iki hafta üst üste pancake yapsam tadı tutturamıyorum, adam aldığı nefesi içinde tutarak bitirmiş kitabı. 
  • E tabi Roland'ın boktan dünyasında koştururken çizgi romanları ihmal ettim, bunu kabul ediyorum. Ama inanın bunda yayınlanan dergilerin çoğunun abuk subuk noktalardan ilerlemesinin de payı var, şöyle bir gözünüzün önüne getirin; hangi Major çizgi roman franchise'ını okumaktan keyif alıyorsunuz? Avengers? JLA? X-Men? Batman? Dikkat ettiyseniz Spider Man'i hiç saymadım, Dan Slott artık ne yapmaya çalıştığını kendi bile bilmiyor bence. 
  • Walking Dead #100'ün son 25 yılın en çok satan çizgi romanı olması (Yaklaşık 360.000 gibi bir rakamı var) büyük bir olay kesinlikle; bu kadar kendisini tekrarlayan, kısır, yaratıcılıktan yoksun, Amerikan ergen magneti/gençlik dizisi/sorumluluk sahibi bireylerin hatalarını kabullendiği yapay sitcom tadında bir çizgi roman nasıl böyle bir başarı yakalayabilir, nasıl dünya çapında "Next Big Thing" olabilir bilemiyorum. Kirkman'ın bu başarısı neticesinde bağımsız ve yaratıcıya ait çizgi roman yazan sanatçıların çoğu normalden 15 dakika daha uzun sabah ereksiyonları yaşıyordur eminim. Bakarsınız bir sonraki "diziye çevrilip inanılmaz derecede popülerleşen çizgi roman serisi" sizin olur, ne dersiniz? 
  • DC'de sadece ve sadece Stormwatch'u, Demon Knights'ı ve Green Lantern'ı takip etmekteyim. Stormwatch muazzam başarılı bir altmetne ve karakter örgüsüne sahip. Laf  açılmışken DC'nin bu dergide yaptığı ve Marvel'ın da Northstar'ı evlendirerek bir sonraki adıma taşıdığı "Eşcinsel karakterlere sahip çıkma" olgusu ise son zamanlarda karşılaştığım en rahatsız edici şey; çizgi roman firmaları hiçbir şekilde özgürlükçü ya da açık fikirli değiller; sadece ana akım trend hangi yöndeyse onun rüzgarını arkalarına alarak bir kaç okuyucu daha elde etme derdindeler. Biraz geçmişe yönelik okumalar yaparsanız ırkçılık; aşırı milliyetçilik, kadın düşmanlığı, homofobi gibi bir çok hastalığın -hem de büyük firmaların, anlı şanlı, house of idea olduğu iddiasındaki firmalarin- çizgi romanlarında bol bol yer bulduğunu göreceksiniz. 
  •  Hastalık demişken; belki bahsetmişimdir, elimde ciddi birer hastalık olan ırkçılığın ve milliyetçiliğin pençesinde can vermeye çalışan iki harika çizgi roman var; biri "Tenten Rusya'da" , diğeri ise geçenlerde Gittigidiyor üzerinden Mersin'li bir çocuktan aldığım Yüzbaşı Volkan ciltleri. İkisi de bağımsız birer yazıyı hakediyorlar; Tenten sovyetlik gibi bir günaha sahip rusların ne kadar vahşi, ne kadar kötü insanlar üzerine kurulu olduklarını anlatıyor; Yüzbaşı Volkan ise tam bir klasik zaten, bizi birer hayvandan ibaret gören "Yunanlılara" karşı nasıl kahramanca ve adilane mücadele ettiğimizi, yeri geldiği zaman "kadınlarını" kendimize hayran bırakarak düşmanımız olan bir millete karşı nasıl fallik bir üstünlük kurduğumuzu anlatıyor. Vakit bulursam bu sayıların hepsini tek tek incelemek istiyorum. 
  • Diablo 3 oynamaktayım ara ara, arifoglu.emre@gmail.com adresinden eklemek isteyen ekleyebilir. Hastalıklı bir Witch Doctor'um var, tam da karakterimi yansıtacak şekilde çamura yatıyor, uzaktan uzaktan gariban yaratıkların üzerine kavanozlar dolusu örümcek ve infilak eden kurbağalar atıyorum. Beklerim. 
  • Kindle kullanıyorum son bir kaç aydır, kitap okumayı sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum. Sifondan sonra en faydalı icat olabilir. 
  • Twitter üzerinden bahsetmiştim, fikirler sürekli geliyor ama uygulayacak ferasete sahip değilim : Süper kahramanların tenasül hayatları üzerine açık saçık ve erotik bir blog yazsam tutar mı acaba diye düşünmekteyim. 
  • Sosyal medyadan da, medyadan da , sosyalleşmeden de tiskinme aşamasındayım. Pinterest dedik ama o da pek interest'imi çekmedi. (Piii)
  • Chronicle, izlemeyen çizgi roman fanı varsa izlesin.
  • Çizgi roman üzerine yazmaya başlamadan önce sinema üzerine yazıyordum, şimdi ara ara tekrar sinema mı yazsam diye düşünmekteyim. Film.com.tr de hala duruyor gördüğüm kadarıyla.  Yalnız benim yazdığım kritikleri "Son Yeniçeri" adlı editör yazmış görünüyor, bir ara arayıp söylemem gerek. 
  • Şerefsiz Google AdSense, bugüne kadar bana layık gördüğün reklam ücretini Diablo 3'te üç item'dan kazanmak üzereyim, evine usta girsin inşallah. 
  • Batman filan dedik de, Court of the Owls'un çok iyi gittiği yönünde söylentiler mevcut. Okumak gerek, TPB'lerine bakmak gerek. Bildiğiniz gibi yeni 52'deki ilk TPB'ler piyasada, beğendiğiniz serileri alın ve aldırın, vurun öldürün. Nereye uğrayacağınızı biliyorsunuz zaten. 
  • Türk Çizgi Roman piyasasında da çok acaip gelişmeler oluyor, ama söylemem, söyleyemem. Az biraz daha bekleyin bence.
  • Ne gadan da pişkin hayata ilişkin diyerek, bu manzumeyi de sonlandırıyorum. The Dark Tower'ın ardından detoks etkisi yapacak bir şey okumam gerek, James Patterson filan üzerinden Airport Novel olayına mı girsem acaba. 

Bu arada, "Avengers ya da Amazing Spider-Man filmleri hakkında bilgi bulabilir miyim acaba?" diye gelen okuyucularımıza da bir sürprizimiz var; (Ulan amma çoksunuz)


Selametle,

Edit :  Dikkat ettiyseniz Avengers Vs. X-Men kapsamında Cyclops'a KIRMIZI TANGALI bir kostüm giydirilmesi, AVX sonrasında yeniden şekillendirilecek Marvel evreninde X-Men ve Avengers franchise'ları arasında gerçekleştirilecek hülleler ve yeni Nova'nın da "Nick Fury" gibi Ultimate evreninden apartma olacağı gibi kepazeliklerden hiç bahsetmedim, lütfen kutuyu açtırmayın.

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Avengers Filmi Hangi Sayılardan Esinlenmiş?

Efendim normalde blog yazılarımıza biraz daha serin yaklaşmaktayız, ama madem böyle bir soru gelmiş cevaplayalım.

The Avengers, türkçesi ile Yenilmezler filminin herhangi bir dergiden birebir olarak esinlendiğini söyleyemeyiz. Zira sinemaya uyarlanan filmlerin çizgi romanların yıllar yılı süren devinimlerinden, birikimlerinden -ve bunlarla birlikte- yorgunluklarından da arınması düşüncesiyle filmler birebir hikayeler üzerine kurgulanamıyor. Eğer böyle olsaydı Spider Man filmlerinde Venom'u daha ciddi bir düşman olarak görürdük, Magneto ve X-Men karşılaşmaları daha heyecanlı olur, belki de E for Extinction gibi efsanevi hikayeleri izleyebilirdik. Ne yazık ki kazın ayağı böyle değil.

Marvel'in Avengers'ı da bu açıdan bakıldığı takdirde bir melez olarak görülebilir, marvel genelde yeni filmlerini "yeni okuyucular" için hazırlamış olduğu Ultimate evrenine yakın bir konseptte tasarlıyor: Avengers'ta da Hawkeye, Captain America ve Nick Fury Ultimate evrendeki asıllarına daha yakınken Thor, Black Widow, Iron Man ve Hulk Earth-616 adı verilen bildik "anam babam" marvel evrenine daha yakın karakterler.

Tabi Marvel'in bu evrendeki Nick Fury ve Hawkeye'yi Ultimate evrendeki versiyonlarına birebir benzer hale getirmesi bir kepazelik konusu, fakat o tamamen ayrı bir hikaye.

Konsept için söyleyeceklerim bu şekilde, ama siz derseniz ki bu film hangi hikayeden alındı kardeşim; bana göre Ultimate evrendeki ilk büyük hikaye olan Ultimates v1'deki uzaylı istilası hikayesi en yakın olasılık gibi duruyor. Bunu bir blender'a koyar, üzerine değişik evrenden kahramanlar ekler ve The Avengers'ın orjinal ilk hikayesi olan "Loki'ye karşı hep beraber" konseptini de üzerine boca ederseniz The Avengers filmine kavuşabilirsiniz.

En içten saygılarımla;


Edit : Hıncal Uluç gibi filmi görmeden yazınca böyle oluyor, filmde zaten Ultimate Skrull olarak geçen Chitauri cinsi uzaylı yaratıklar mevcutmuş. Thanos konusuna hiç girmiyorum, onu bir ara bizbizeyken konuşuruz. Selamünkavlen.

17 Nisan 2012 Salı

Pazartesi Sıkıntısı - 3


 Bu da böyle bir şey işte, geçmek bilmedi bir türlü. Bahardan desen değil, hımbıllıktan desen değil, neden olduğunu ben de anlayamadım ki sizlere anlatayım.

  • Gov't Mule'un müzikte yaptığı şeyi blogger'lıkta yapmak istiyorum da,  Warren Hayes'teki cevvallik bende yok, o yüzden bir türlü olmuyor. 
  • O değil de, şu mücadelede Hitler Darth Vader'a nasıl bir son dakika ayak oyunuyla yeniliyor, anlamak mümkün değil. Bu dünyada adalet yok arkadaş.
  • Jason Aaron'un Silvestri ile başladığı Hulk volume'ü, beni hem hayattan hem de çizgi romandan soğuttu. Daha önceki sıkıntı yazılarından birinde belirtmiştim, hayvan hakları üzerine fazlasıyla kafa yorduğum bir dönemden geçiyorum -herhangi bir geçici periyod gibi bitmek de bilmiyor üstelik, algıda seçiciliğim inanılmaz boyutlara geldi- , bunun üzerine Bruce Banner'ın masum hayvanları Gamma ile mutant hale getirip bunları abuk subuk işlere koşması beni uçurumdan iten son noktalardan biri oldu. Özellikle Hulk'un üzerine salınan iki kardeş olan 26 ve 27 numaraların birinin kör, birinin felçli olarak lavların üzerinde kaldıkları ve birbirlerine "Brother!" diye bağırdıkları sahne o kadar rahatsız ediciydi ki, Vertigo ya da MAX çizgi romanlarında bile bu kadar rahatsız edici bir şey okumamıştım. Sana laflar hazırladım Jason Aaron, zaten Hulk-Banner bölünmesinin ardından şapkadan çıkan tavşan kadar şaşırtıcı olabilen Dr. Doom'un çıkması da hikayeyi zekice yapmıyor, ekleyeyim. Öyle seviş olmaz. 
  • Avengers Vs. X-Men başladı, ilk sayıyı okuduk, klasik bir giriş sayısı olmasının ardında yatan altmetin Cyclops'un gittikçe aklını kaçırmaya başladığına, ya da senaristlerimizin ziyadesiyle kolaya kaçma heveslisi olduklarına delalet ediyor. Neticede karşındaki adam Captain America, Emre Belözoğlu gibi bir herif değil ki ilk yediği herzede "Ulan bu dangalak bunu hep yapıyor, eeh eytere bea" diyebilesin. Ben bugüne kadar Steve Rogers'ın ağzından mutantlar hakkında en ufak bir kötü söz duymuş değilim, kaldı ki kendisi Amerikan milliyetçisi üst kimliği ile potansiyel bir taş kafalı olmasına rağmen. Herif redneck bile olamayacak denli mükemmel bir karakter olarak tasvir ediliyor, bu adamdan sana ne zarar gelebilir ey Scott Summers? İnsan değil Hope'u bir hücrede alıkoymasına, aynı yatağa çırılçıplak girmesine bile izin verir, böyle Boy Scout'u dünyada bulamazsın. Kıymet bilmiyorsun Kiklop. 
  • Günümüz Marvel dünyasının bir numaralı ergeni, Aylin Aslım düşmanı, Justin Bieber fanı Wolverine'in durumu ise ilginçliğini koruyor. Bir yandan "Ben size demiştim bu Cyclops'un kafayı yediğini" diyerek yıllardır şişen yüreğini soğutma derdi, bir yandan da "Ulan bunlar bu rüzgarla mutantları yanlışlıkla komple kazımasınlar?" şeklinde bir endişe Logan'ın son kahve fallarında hep kabarık bir yürekle resmedilmesine sebep oluyor. Logan-san, sen ki kendi derginde -yine allahın belası Jason Aaron'un cin fikirleriyle- işlek bir caddedeki bir kanatçının kestiği tavuktan daha fazla sayıda Yakuza kesmektesin, yakışıyor mu böyle ikircikli durumlar?
  • Utopia'nın üzerinde nazarlık gibi asılı duran Helicarrier konusunda bir şey söylemek istemiyorum, terbiyem bu noktalara müsaade etmemek için kendisini çok zor tutuyor. Yani böyle bir şey mümkün mü, bak güzel kardeşim, biz de az çok bu işleri takip ediyoruz; sen bunu yazıyor olabilirsin, insan olduğun için bir açıdan, yaradan tarafından yaratıldığın için başka bir açıdan, koskoca Marvel'dan her ay asgari ücretliye/emekliye/benim yoksul emekçi halkıma double penetration yaptırabilecek ölçüde kallavi maaş çekleri aldığın için başka bir açıdan saygı duyuyorum, ama lütfen bizi eşek yerine koymayın. Bu mu 12 sayı sürecek bir blockbuster'ın açılış hamlesi? Ben -ki yıllardır bu konu üzerine bir jul bile enerji harcamış değilim- bile bir satranç oyununda açılış yapacağım zaman otuz defa düşünüyor; "Ulan karşımdaki tırt bir oyuncu bile olsa insandır, kendisini iyi hissetsin, değer verilmiş hissetsin" diye düşünerek öyle tırt açılışlar yapmamaya, ortaya bir varyete koymaya, sahada basmadık yer bırakmamaya çalışıyorum. Sen gelmişsin bana otuzuncu sayfada Helicarrier gösteriyorsun, kırmızı Hulk gösteriyorsun. 
  • Kırmızı Hulk'u gördükçe de piyasaya yeni yeni adapte olmakta olan konserve meksika fasulyeleri geliyor aklıma. Yıllardır bu nanenin normal renklisini yiyordunuz; bir sıkıntınız yoktu; şimdi ne oldu da kırmızısı kıymete bindi? Soruyorum size, hiç düşündünüz mü, acaba normal bildiğiniz fasulye sizden razı mı? İnsan karşıdan karşıya geçerken onu ezmeme inceliğini gösteren ayı araç şoförüne bile minnettar kalır, sizde o tıynet de kalmamış. Ben Bruce Banner olsam, hepinize elimi öptürür,o Thunderbolt Ross'u da hacca gönderirim. Ama o da adam değil işte, böyle feyizli işler yerine atla eşekle, maymunla keçiyle arkadaş olmuş konuşuyor. Tam bir "Bitch high as fuck, talking animals and shit" durumu yani. 
  • Magneto'nun Colossus ile Magnetic Fastball Special adı verilmiş bir hareket yapması ayrı bir hayvanlık ayrıca, biraz daha ciddi bir nişanlama anlayışıyla koca Helicarrier'i ortadan ikiye ezine peyniri gibi yarabilirlermiş ama anladığım kadarıyla en kalabalık kahraman kitlesinin olduğu bölgeye giriş yapmak onların şahsi fikirleriydi, yoksa niye öyle bir dangalaklık yapsınlar değil mi? 
  • Jonathan Hickman Fantastic Four'daki hikayesini nihayet bağladı, fark ettiniz mi? Biraz daha bağlamasaydı zaten herhalde Galactus'un Spider Girl tarafından hamile bırakılmasının ardından Guardians of the Galaxy ve Fantastic Four işbirliğiyle gerçekleştirilecek bir kürtaj olayına şahit olacak, "Bana bir dayanak noktası verin dünyayı yerinden oynatayım" cümlesinin hayata geçişini gözlerimizle görecektik. Kısmet, allah korudu da olay buralara gelmeden birileri Hickman'ı sağduyuya davet etti herhalde. Bugün, Galactus'un herald konumuna getirilmesine eminim bu dünya üzerinde yaşayan ve yaşamış aklıbaliğ hiçbir insan razı olmaz, olamaz. Herşeyin bir şeyi var. 
  • Hickman demişken hikayeyi toparlamasına rağmen hala dergide bir şeyler yazmaya çalışmasını, Paranoid cover'ının bitişinin ardından kafayı toparlayamayıp davul ritmini atmaya devam eden Nick Menza'nın şuursuzluğuna benzetiyorum, bakalım kim Dave Mustaine'in yaptığı babalığı yapıp "Jonathan!" diye bağıracak. 
  • Allahtan şunu diliyorum ki, son Uncanny X-Force hikaye serisi hiç yaşanmamış sayılsın, Captain Britain ve ekibinin bu maceraya katılmak için yaptıkları tüm masraflar harcırah olarak geri ödensin, Wolverine ikna edilsin, ekip gelsin polisle birlikte Tarlabaşı'nda uyuşturucu satışı yapıldığı öne sürülen bir eve baskın yapsın, daha samimi olur. 
  • Konudan bağımsız ama, şu an bulunduğum noktadan baktığımda Türkçe sözlü Black Metal'in bu ülke insanlarına yapılmış en büyük eziyetlerden biri olduğunu farkediyorum. Bunu da Tarlabaşı filan derken farkettim. 
  • Spider Men konusunda bir şeyler yazmamı bekliyorsanız çok beklersiniz, biz yıllardır bazı konulardan muzdarip olan bri grup olarak Brian Michel Bendis'in mezarının üzerinde dansedeceğimiz günleri hevesle bekliyoruz. Şarkımız hazır, dansımız hazır, tüm kontroller tamam. 
  • Son olarak Scarlett Johansson'dan Black Widow olmaz diyorum, tekrar söylüyorum, bunu ilk söylediğimde de küfür yemiştim, şimdi de yiyeceğim ama zaman beni haklı çıkaracak arkadaşlar. Na buraya yazıyorum.
  • Scarlett Johansson'dan Black Widow olmaz. 

12 Mart 2012 Pazartesi

Pazartesi Sıkıntısı - 2

 Çok laf, az iş.

  • Parayı bulursam Ed Brubaker'ın yazacağı, Steve McNiven'ın çizeceği bir Mister No serisi yaratma projem var ama, gençlerden "Bu ne yeaa, Uncharted rip-off'u olmuş bu" tepkisi alır diye çekinmekteyim. Çekingen bir insanım, ortaokulda mektup arkadaşıma "Ya şimdi onu cevap yazmak zorunda bırakırım, ayıp olur" diye düşünerek mektup yazmaya bile çekinirdim.
  • Marvel merkezli çizgi roman yayıncılığı anlayışından ciddi anlamda tiksinmiş durumdayım. Yıllardır bu anlamda değişen bir durum olmadı aslında, ama bir türlü idare ediyorduk. Avengers Vs. X-Men serisinin hazırlıklarının başlamasıyla bu durum iyice ayyuka çıktı, artık bu yönde bir teaser görmeye bile tahammül edemiyorum. Uzun bir hikaye olacak, teaserlar ortalıkta dolaşıyor, düşünüyorum düşünüyorum; heyecanlanmak için tek bir sebep dahi bulamıyorum. 
  • Avengers : The Children's Crusade o kadar kötü, ve o kadar anlamsız bitti ki, tüm bu durumu seriyi çok uzun zamana yaymalarına bağlıyorum. Yoksa kimsenin bu kadar s.çacağını sanmam. 2010'da başlayan 9 sayılık hikayeyi 2012'de bitiriyorsun; Allan Heinberg'in aklı Sex and the City'ye kaydı herhalde. Hadi tüm büyük olumsuzlukları gözardı edelim, herşey tamam; ama Scarlet Witch'i yeni "büyük" event'e bağlayabilmek için bu kadar kıvırmaları gerçekten yakışıksız oldu. 
  • "Kendi iç huzurunu arayan süper kahraman" teması 70'lerin çiçek çocukları arasında rağbet görebilecek bir konuydu belki ama, 2000'li yılların nerd'lerinde küfürname yazma ihtiyacı doğuruyorlar. 
  • Mark Waid büyük yazar, bu konuda hepimiz hemfikiriz; yeni Daredevil volume'ünün başarısı konusunda da pek görülmeyen bir söz birliği var ama bir tek ben mi gülümseyen, abuk subuk espriler yapan bir Daredevil'den rahatsızım acaba? 
  • DC Comics tarafında da işler bir acaip yürümekte. Earth-2 benzeri bir yapıya neden ihtiyaç duyulduğunu bile anlayabilmiş değilim, sen uzun yıllar boyunca contiunity meselesi yüzünden ırzına geçilmiş bir çizgi roman evrenini sigaya çek, ondan sonra da ikinci bir evren ile tekrar ortalığa yeni olasılıklar saç. Zaten beş tane Batman dergisi var, bir de ikinci evrene ne gerek vardı? Buradaki durumun Marvel'ın Ultimate evreni ile hiçbir benzerliği yok, onu da ekleyeyim de yanlış anlaşılma olmasın.
  • Marvel'dan Tom Breevort inatla Marvel evreninin herhangi bir şekilde reboot edilmeyeceğini, relaunch gibi bir beklentiye girilmemesi gerektiğini söylüyor. "Biz zaten öldürdüğümüzü bile iki ay sonra diriltliyoruz, söylediğimiz hiçbir şeye itimat etmemeniz gerektiğini öğrenmiş olmanız lazım" demek istiyor herhalde. 
  • İkinci maddede bahsettiğim tiskinti sebebiyle okuma range'im oldukça düştü; DC'yi takip etmek de zor geldiği için Diabolik, Vampirella, Mister No, Mandrake gibi okumalar yapıyorum. Ufuk açıcı olmaktan uzak olduğu anlar da oluyor, dahiyane olarak nitelemem gereken anlar da. 
  • Emrah Ablak'ın Tübitak cildi, son zamanlarda okuduğum en iyi "orjinal" çizgi roman. Devamını büyük bir heyecanla bekliyorum. Özen, renk kullanımı ders niteliğinde.
  • "Acaba haftalık olarak on soru seçsem de, onları podcast olarak cevaplasam mı?" diye bir düşünce girdi bu sabah aklıma, can sıkıntısı gerçekten kötü şey. Özellikle işi bıraktığımdan beri günlerimin, gecelerimin çoğu bana kalmışken. 
  • Avengers Vs X-Men sadece Cyclops'u X-Men aleminden koparırsa başarılı bir seri olma iddiasına sahip olabilir, Büyük değişiklik diyorsunuz ya, Iceman'i geçirin ekibin başına da görelim. 
  • Hayvan hakları ve sahipsiz hayvanların sahiplendirilmesi düşünceleri son zamanlarda kafamı çok meşgul ediyor, bu konuda bir şeyler yapmaya da çalışıyorum. Tam bu dönemde, Grant Morrison'un WE3'ünü tekrar okumayı denedim, serinin sonunda neredeyse ağlayacaktım. 
  • Grant Morrison derken, kendisi Batman Incorporated hikayesini nihayet toparlayacakmış. Eğer neyi toparlayacağına dair en ufak bir fikri varsa, ben şu yazdıklarımı komple yalarım arkadaş. 
  • Eskiden Ultimate evrene dair bir şeyler bekler, bir şeyler umardık. Sonu ne kadar b.ka bağlasa da Ultimate Hulk Vs. Wolverine hikayesinin finalini, ya da Apocalypse'li X-Men hikayesinin sonunu nasıl bir heyecanla beklediğimi hatırlıyorum da; Ultimate Comics Ultimates ve X-Men dergilerinin ne kadar başarısız olduğunu bir kere daha farkediyorum.
  • NTV yayınlarına sürekli b.k atıyoruz farkındasınızdır; son çıkardıkları renkli 2 ciltlik Corto Maltese'ler hakkında övgü dolu bir şeyler yazmak istiyorum ama kurcalarken farkettim ki dört panellik dergiyi üç panel olarak basmışlar. Yine çarşafa dolanmış durumdalar yani. Baskı derken, bir de Vampirella var, Gerekli Şeyler'den çıkan ilk Vampirella cildinin hikaye seçiminin sıkıntılar barındırdığını düşünüyorum. Paket olarak mı geldi acaba? 
  • Gerekli Şeyler demişken, kendileri bizi "Dost Siteler" listesinden çıkarmışlar. Canlarını mı sıktık, yoksa aktif değiliz diye mi kaldırdılar acaba? 
  • Aktiflik - Pasiflik muhabbeti de çok pismiş bu arada. 
  • Bülent Başkan'a buradan selam ediyorum, kendisiyle Webcast yapıp online rakı sofrasında Batman konuşma projem var. 
  • Eğer hakikaten hala blogu takip edenler varsa son olarak da onlara sesleneyim, çok yalnızsınız. Formspring'den aldığım ilk soru "Are you a NoLifer?" olmuştu.