dark avengers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dark avengers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Mayıs 2010 Çarşamba
Off-Topic! Dark Avengers'ın Sonu - Kayıp Eşek Bulundu!
Marvel Comics, aradan geçen neredeyse bir yıllık sürenin ardından kaybettirdiği eşeğimizi bulduruyor bize. Şu adamların esaslı bir dayak yemesini bir yıldır bekleyen kim bilir kaç insan var dışarıda?
Yüreğimizin yağları eridi vallahi.
7 Ocak 2010 Perşembe
Siege #1 - "Norman Osborn'un Gizli silahı hala gizli."
Marvel comics'de nihayet eldivenler çıkıyor! Bir yıl kadar süren Dark Reign evrendeki tüm dinamikleri altüst etmiş kocaman bir "What if?" hikayesi gibi ilerledikten sonra artık yavaş yavaş aradan çekilmeye başlıyor. Hazırlanan tüm altyapı, Siege içerisinde çözülecek ve anladığımız kadarıyla yeni bir "Age of Heroes" başlayacak. Böylesi bir dönüşüme gidilmesindeki en önemli güdünün ticari olduğunu düşünüyorum, 2000'li yıllarda Marvel inanılmaz bir hiperaktiflik yaşadı; House of M, Decimation, Civil War, Secret Invasion tüm taşları yerlerinden oynattı, bazılarını satranç tahtasının çok çok uzaklarına fırlatırken bazılarını hiç olamayacakları yerlere getirdi. Standart bir kahraman olan Iron Man'in delicesine önem kazanması ve Spider Man'in nemesis'i olmaktan daha fazla bir rol üstlenmeye karakter derinliği yetemeyecek olan Norman Osborn'un hızlı derinleştirilmeye çalışılarak evrenin merkezine oturtulması gibi olaylar sürekliliği tehlikeye atacak boyutlara gelmiş olacak ki, Marvel yeniden DC benzeri kahraman eksenli bir merkeze oturmaya hazırlanıyor.
Siege, işte bu doğrultuda yol üzerinde kalan araçların çekileceği bir event olacak. Bunu bu hafta yayınlanmış olan ilk sayıdan da anlayabiliyoruz. Asgard tehlikesini ortadan kaldırmak için üzerinde bir baskı hisseden Norman Osborn, Stamford benzeri bir kazayı Volstagg üzerinden yaratarak Asgard'ı işgal etmeyi kendince meşrulaştırıyor; daha sonra da H.A.M.M.E.R, Dark Avengers, Initiative, elinde ne varsa hepsiyle Asgard'a saldırıyor. Tanrılar arasındaki hesapların tanrılar tarafından görülmesi gerektiğini düşünen Ares'i dahi kendi tarafında tutmayı başarabilen Osborn, aylardır ne olduğu bir türlü açığa çıkmayan gizli silahını henüz ortaya sürmemiş olsa da, elindeki kadroyla ilk sayı itibariyle bile oldukça sert bir darbe vurabiliyor. Tabii bunda, şu arkadaşımızın etkisi de yadsınamaz;
Norman'ın nasıl bir davaya başkoyduğunu gösteren en güzel açıklama, bence Bullseye'den geliyor; ki kendisini bugüne kadar çok varlıktan tırsmış bir arkadaş olmadığını da biliyoruz. Hatta "İşin içine aileyi karıştırmasak?" benzeri tutumundan kendisinin Türk olduğu sonucunu bile çıkartabiliriz.
Siege #1, düzgün çizimleri ve iyi kurgulanmış bir olay örgüsüyle, 2010'a güzel bir başlangıç yapmamızı sağlayabilecek gibi görünüyor. Kurgu ilk sayıda bir şey söylemek için erken olmasına rağmen, sağlam kurulmuş görünüyor. Gerçi bu tarz Blockbuster event'lerin scriptleri genellikle pek değişmez, Siege'de de bunun kırılacağını sanmıyorum ama hikayenin içine yerleştirilmiş ilginç Twistlerle eğlenceli kılınabilir.
İlk sayı itibairiyle de, bu beklentileri karşılayacak gibi duruyor.
Edit : Bugün aldığımız bir habere göre Siege #1, Siege : Embedded #1 ile birlikte Sold out olmuş. Hadi hayırlısı.
Etiketler:
brian michel bendis,
Çizgi Roman,
dark avengers,
değerlendirme,
dört yıldız,
marvel,
Olivier Coupiel,
siege,
thor
22 Aralık 2009 Salı
Dark Avengers # 12 - "Scarlet Witch hakkında olanları biliyor musunuz? O hiçbir şeydi.."
Evet, Dark Avengers başlangıcından beri ilgimi çekmeye devam eden bir seri, her ne kadar Sentry gibi Godlike bir karakteri Norman Osborne'un yanında görmekten zerre kadar hoşlanmasam da, olay örgüsü ve kurgusuyla serinin çok iyi taşındığını söylemem şart.
Uzun bir süredir ortada görünmeyen Molecule Man tarafından tarumar edilmiş olan Dark Avengers ekibinin külleri ortalığa saçılırken, H.A.M.M.E.R.'ın Norman'ın ardından ikinci ismi olan Victoria Hand Helicarrier ile gelip Molecule Man'e ABD'nin teslim olduğunu açıklıyor. Daha sonra Ms.Hand'in (Ki kendisi çok ilginç bir karakter, adının Hand olması bir yana, beklenmedik zamanlarda beklenmedik tepkiler gösterebiliyor, Bendis tarafından öylesine hikayenin göbeğine eklendiğini düşünmüyorum) Molecule Man A.k.a Owen Reese tarafından kademe kademe soyulmasına şahitlik ediyoruz, üzerinde herhangi bir silah olmadığından emin olmak isteyen Reese ergen okuyuculara da hafiften bir selam çakıyor.
Molekülleri kontrol edebilen biri , tüm dünyayı kontrol edebilir düşüncesinin hakim olduğu son iki Dark Avengers sayısında artık herkesin kafasına kazınmıştı. Bu sayıda sözkonusu paradigmaya yeni bir değişken daha ekleniyor, molekülleri kontrol edebilen birinin karşısına, molekülleri kontrol edebildiğini farkeden başka biri çıkarsa ne olur?

Dark Avengers #12, bu ilginç soruya tam olarak cevap vermese de, okuyucularına heyecanlı bir ifadeyle göz kırpıyor. Dark Avengers #13'ün kapağı, "The Secret of Sentry?" resim altı yazısıyla yayınlandı bile. Sentry, halihazırda hakkında bir çok tartışma olan bir karakter, Bendis tarafından neden Marvel evreninde böylesine önemli bir yere getirildiğinden tutun da, yıllar yılı bitmeyen telif hakkı mücadelelerinin neticesinde Marvel'da kalan Miracleman /Marvelman'ın Marvel evrenine eklenebilmesi için yaratılmış bir alter-ego olduğunu söyleyenler bile mevcut. Bu konuda Siege bitmeden uygun bir cevap alabileceğimizi düşünüyorum.
Bana kalırsa bu sayının en güzel tarafı; Greg Horn'un Molecule Man dünyasındaki Osborn ve Sentry'yi çizdiği 2,3 ve 8. sayfalar. Horn'un stili Alex Ross'un kahramanlarının üzerinde güneş parlatamadığı bir evrendeki hali gibi, etkileyici. Mike Deodato'nun ilk sayılarda alışmakta zorlandığım çizimleri ise, serinin Siege sonrasında bitmesi halinde kendisini özletecek cinsten.

Belki de en ilginç sürpriz ise, sayının son sayfasında bas bas bağırıyor, Marvel evrenini Dark Reign'den Siege'e taşıyan tüm olayların altında yatan motivasyon, son sayfada kendisini dışa vuruyor, hem de Norman Osborn'un dizginlerini sıkıca tutmuş bir şekilde!
Dark Avengers #12, Siege'nin en iyi bir kaç kitabından biri olan Dark Avengers serisinin hakkını veren, sürükleyici bir sayı. Böyle olunca da, dört yıldızı hakediyor.

Dark Avengers #12'yi okurken, Tool'un 10000 Days albümünü dinlemek iyi bir fikir gibi görünüyor.
Uzun bir süredir ortada görünmeyen Molecule Man tarafından tarumar edilmiş olan Dark Avengers ekibinin külleri ortalığa saçılırken, H.A.M.M.E.R.'ın Norman'ın ardından ikinci ismi olan Victoria Hand Helicarrier ile gelip Molecule Man'e ABD'nin teslim olduğunu açıklıyor. Daha sonra Ms.Hand'in (Ki kendisi çok ilginç bir karakter, adının Hand olması bir yana, beklenmedik zamanlarda beklenmedik tepkiler gösterebiliyor, Bendis tarafından öylesine hikayenin göbeğine eklendiğini düşünmüyorum) Molecule Man A.k.a Owen Reese tarafından kademe kademe soyulmasına şahitlik ediyoruz, üzerinde herhangi bir silah olmadığından emin olmak isteyen Reese ergen okuyuculara da hafiften bir selam çakıyor.
Molekülleri kontrol edebilen biri , tüm dünyayı kontrol edebilir düşüncesinin hakim olduğu son iki Dark Avengers sayısında artık herkesin kafasına kazınmıştı. Bu sayıda sözkonusu paradigmaya yeni bir değişken daha ekleniyor, molekülleri kontrol edebilen birinin karşısına, molekülleri kontrol edebildiğini farkeden başka biri çıkarsa ne olur?

Dark Avengers #12, bu ilginç soruya tam olarak cevap vermese de, okuyucularına heyecanlı bir ifadeyle göz kırpıyor. Dark Avengers #13'ün kapağı, "The Secret of Sentry?" resim altı yazısıyla yayınlandı bile. Sentry, halihazırda hakkında bir çok tartışma olan bir karakter, Bendis tarafından neden Marvel evreninde böylesine önemli bir yere getirildiğinden tutun da, yıllar yılı bitmeyen telif hakkı mücadelelerinin neticesinde Marvel'da kalan Miracleman /Marvelman'ın Marvel evrenine eklenebilmesi için yaratılmış bir alter-ego olduğunu söyleyenler bile mevcut. Bu konuda Siege bitmeden uygun bir cevap alabileceğimizi düşünüyorum.
Bana kalırsa bu sayının en güzel tarafı; Greg Horn'un Molecule Man dünyasındaki Osborn ve Sentry'yi çizdiği 2,3 ve 8. sayfalar. Horn'un stili Alex Ross'un kahramanlarının üzerinde güneş parlatamadığı bir evrendeki hali gibi, etkileyici. Mike Deodato'nun ilk sayılarda alışmakta zorlandığım çizimleri ise, serinin Siege sonrasında bitmesi halinde kendisini özletecek cinsten.

Belki de en ilginç sürpriz ise, sayının son sayfasında bas bas bağırıyor, Marvel evrenini Dark Reign'den Siege'e taşıyan tüm olayların altında yatan motivasyon, son sayfada kendisini dışa vuruyor, hem de Norman Osborn'un dizginlerini sıkıca tutmuş bir şekilde!
Dark Avengers #12, Siege'nin en iyi bir kaç kitabından biri olan Dark Avengers serisinin hakkını veren, sürükleyici bir sayı. Böyle olunca da, dört yıldızı hakediyor.

Dark Avengers #12'yi okurken, Tool'un 10000 Days albümünü dinlemek iyi bir fikir gibi görünüyor.
Etiketler:
brian michel bendis,
Çizgi Roman,
dark avengers,
değerlendirme,
dört yıldız,
marvel,
Mike Deodato,
sentry,
yorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




