Eveet, her ne kadar daha çok istesem de Black Sabbath'ın yeni albümü 13'ün ilk single'ından bahsetmiyorum arkadaşlar, zaten sonunda soru işareti olmamasından anlamışsınızdır.
Bugünün en önemli haberi, Jonathan Hickman'ın Mike Costa'yı yanına alarak hazırladığı 6 sayılık mini seri God İs Dead'in ilk sayısının yayınlanıyor olması.
PR ropörtajı Newsarama tarafından yapılmış , çok da eğlenceli bir ropörtaj olmuş ama okumaya üşenenler için kısaca değinelim.
5 Eylül 2013 Perşembe
3 Eylül 2013 Salı
Pazartesi Sıkıntısı - 5
Şu dünyada üç şeyden korkarım, kul hakkı yemekten bir, gıybet yapmaktan iki, okurlarımızı üzmekten üç. Hassas bir blog sayfasıyız biz, duygusalız, zaman zaman kafamızı saatlerce yorganın altında tutup odada Rob Liefeld'in Captain America'sı varmışcasına ağladığımız oluyor, yalan değil. İtiraf ediyoruz; çizgi romanlardan tiskindiğimiz de olmuştur.
Ama bunların hiçbiri, aklımın köşesinde biriken tortuları eskiden meyhanelerde biranın köpüğünü sıyırmak için kullanılan tahta kaşıklarla sıyırıp üzerinize üzerinize silkelememe engel olamaz; o da ayrı bir konu. Ekşi Sözlük'ten James Wade Piotr Armando Cletus Wagner isimli bir yazar okurumuz uzun süredir yazı yazmadığımız için sitemde bulunmuş; hem kendisinin, hem de ismindeki Wagner'in hatrına boş kutuyu biraz sallamakta fayda var. Lütfen "abi sen bu konudan daha önce bahsetmişsin" demeyin, son bir haftadır bir çift çorabın ikisini aynı günde giymeyi başarabilmiş değilim.
Mağara Duvarındaki Delik
Çizgi Romanlardan aşina olduğumuz süper kahramanlar yaşadığımız dünyada varolsalar, bunun nasıl etkileri olurdu diye sık sık düşünüyorum bu aralar, eminim siz de aynı konu üzerine kafa yoruyorsunuzdur. Şöyle kafamdaki bir silkelemek istedim neler var neler yok diye; uzun süredir de yazı yazmadığım malumunuz, pratiğimi kaybettiğime eminim. Bu nedenle sizi biçem ve içerik açısından mutlak butlan ile sakat bir yazıyla karşıya karşıya bırakacağım, şimdiden özür dilerim.
Ayrıca aşağıdaki modellemeyi modern "süper kahraman" kavramı üzerine inşa ettiğimi de belirteyim, Golden Age ya da Silver Age kahramanlarının günümüzde yer alması hem süper, hem de kahraman fikirlerinin karşısına birer oksimoron olarak dikilirdi herhalde.
Ayrıca aşağıdaki modellemeyi modern "süper kahraman" kavramı üzerine inşa ettiğimi de belirteyim, Golden Age ya da Silver Age kahramanlarının günümüzde yer alması hem süper, hem de kahraman fikirlerinin karşısına birer oksimoron olarak dikilirdi herhalde.
16 Ocak 2013 Çarşamba
“You fellas think of comics in terms of comic books, but you’re wrong. I think you fellas should think of comics in terms of drugs, in terms of war, in terms of journalism, in terms of selling, in terms of business. And if you have a viewpoint on drugs, or if you have a viewpoint on war, or if you have a viewpoint on the economy, I think you can tell it more effectively in comics than you can in words. I think nobody is doing it. Comics is journalism. But now it’s restricted to soap opera.”
Jack Kirby.
1 Kasım 2012 Perşembe
Ne Yapmak Gerek?
Boş boş işlerle uğraşıyoruz ömrümüzün şu güzel yaşlarında, hayat da bu durumu destekler bir tavır takınıyor; böyle olunca asıl keyif aldığımız, ilgilenmek istediğimiz, partiküllerinden havuzlar oluşturup içinde yüzmek istediğimiz konuların -neredeyse- hiçbirine vakit kalmıyor.
Çizgi Roman da bunlardan biri. Tüm Swamp Thing hikayelerini tekrar elden geçirip, taa ilk volume'den Constantine'e başlamayı, Infinity Gem hikayeleri üzerine bir kronoloji çıkarıp Earth X üzerine yıllardan beri hazırladığım yazıyı nihayet yayınlamayı, Çizgi Romanlar ile beyin çürütmenin mümkün olup olmadığı konusundaki tezimi hararetle savunmayı, sektörü desteklemeyi, ülkedeki Community'nin büyümesi için çabalamayı, nerd magneti olmayı ben istemez miyim? Tabii isterim, neden olmuyor, vakit yok.
Cevaplar bu kadar basit aslında : Gerçek hayat, size çoğunlukla sıkıcı bazı "farming" görevleri sunmaktan öteye gitmiyor. Diablo III'te para toparlayabilmek için sizden güçsüz yaratıkları umarsızca kesiyormuş gibi, bütün gün oturup bitmek bilmeyen boş görevlerle experience toparlıyorsunuz. Herşeye bulaşmak istiyor, hiçbirine takat bulamıyorsunuz.
Bakıyorum, Bülent Başkan da benimle aynı fikirde, Tengunner da. Hayat mı çok ciddi, kurgusunda mı bir takım problemler var, renklendirmesi mi boktan yapılıyor bilmiyorum ama çabuk yoruluyoruz. Hızlı koşmaya çalışıyoruz, böylelikle bokumuz da seyrek düşüyor. Biz bir kenarda uyuklarken, kimse Çizgi Roman altkültürünün sivilceli bir ergenmiş gibi cinsel rüyalar içerisinde yüzdüğünden bahsetmiyor, Çizgi Roman dükkanlarıyla konuşup "Hangi sayı ne kadar satıyor, yayınlıyor bu adamlar iyi güzel de yayınladıkları işe yarıyor mu?" demiyor, "Nasıl bu kadar çok manga satılıyor?" konusu üzerine kafa yormuyor. Biz konuşmaktan bıktık belki ama, NTV yayınları da boktan çizgi romanlar çıkarmaktan bıktı, bazen güzel gelişmeler de oluyor. Warren Ellis şu an ne düşünüyor, Rob Liefeld akşamları huzurla uyuyabiliyor mu, bunları kimsenin düşündüğü yok. Stan Lee gibi bir adam, nasıl oluyor da tüm Nerd camiasından peygambermiş gibi saygı görüyor, bu bile tartışma konusu olmuyor. LucasFilm'i Disney satın almış, hala Darth Vader'a Mickey Mouse kulağı çizen tipler var, bunların varlığı bile söylediğimiz tüm sözlere hakaret niteliğinde.
Kısmet bu işler, ben şu Earth X yazısına tekrar bir bakayım. Belli mi olur.
Çizgi Roman da bunlardan biri. Tüm Swamp Thing hikayelerini tekrar elden geçirip, taa ilk volume'den Constantine'e başlamayı, Infinity Gem hikayeleri üzerine bir kronoloji çıkarıp Earth X üzerine yıllardan beri hazırladığım yazıyı nihayet yayınlamayı, Çizgi Romanlar ile beyin çürütmenin mümkün olup olmadığı konusundaki tezimi hararetle savunmayı, sektörü desteklemeyi, ülkedeki Community'nin büyümesi için çabalamayı, nerd magneti olmayı ben istemez miyim? Tabii isterim, neden olmuyor, vakit yok.
Cevaplar bu kadar basit aslında : Gerçek hayat, size çoğunlukla sıkıcı bazı "farming" görevleri sunmaktan öteye gitmiyor. Diablo III'te para toparlayabilmek için sizden güçsüz yaratıkları umarsızca kesiyormuş gibi, bütün gün oturup bitmek bilmeyen boş görevlerle experience toparlıyorsunuz. Herşeye bulaşmak istiyor, hiçbirine takat bulamıyorsunuz.
Bakıyorum, Bülent Başkan da benimle aynı fikirde, Tengunner da. Hayat mı çok ciddi, kurgusunda mı bir takım problemler var, renklendirmesi mi boktan yapılıyor bilmiyorum ama çabuk yoruluyoruz. Hızlı koşmaya çalışıyoruz, böylelikle bokumuz da seyrek düşüyor. Biz bir kenarda uyuklarken, kimse Çizgi Roman altkültürünün sivilceli bir ergenmiş gibi cinsel rüyalar içerisinde yüzdüğünden bahsetmiyor, Çizgi Roman dükkanlarıyla konuşup "Hangi sayı ne kadar satıyor, yayınlıyor bu adamlar iyi güzel de yayınladıkları işe yarıyor mu?" demiyor, "Nasıl bu kadar çok manga satılıyor?" konusu üzerine kafa yormuyor. Biz konuşmaktan bıktık belki ama, NTV yayınları da boktan çizgi romanlar çıkarmaktan bıktı, bazen güzel gelişmeler de oluyor. Warren Ellis şu an ne düşünüyor, Rob Liefeld akşamları huzurla uyuyabiliyor mu, bunları kimsenin düşündüğü yok. Stan Lee gibi bir adam, nasıl oluyor da tüm Nerd camiasından peygambermiş gibi saygı görüyor, bu bile tartışma konusu olmuyor. LucasFilm'i Disney satın almış, hala Darth Vader'a Mickey Mouse kulağı çizen tipler var, bunların varlığı bile söylediğimiz tüm sözlere hakaret niteliğinde.
Kısmet bu işler, ben şu Earth X yazısına tekrar bir bakayım. Belli mi olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


