Normalde pek böyle konulara girmiyoruz ama, top kanatlardan öyle cilveli bir şekilde önümüze düştü ki, vurmasak olmaz diye düşündük.
Gündemde yer alan Thor filmini internet sitesine taşıyan Zaman gazetesi, şöyle bir metinle Marvel'ın uluslararası alanda pek de başarılı sayılmayan filmini selamlamış, hep beraber ibret alalım:
Hangi ucundan tutsak bilemedik, hayali bir evrende yer alan bir hayal kahramanının tanrı olduğunu iddia etmesinden bile rahatsız olan; akli melekelerine giden her yola beton dökmüş insanların yazı yazabilecek intelligencia'ya ulaşabilmiş olmasından duyduğumuz hicaptan mı, yoksa bir varlığın tanrısal niteliklerini kabul etmeyen insanların aynı tepkiyle karşılaştıkları takdirde vahşileşme hakkını kendilerinde görmelerinin oluşturduğu oksimoron ötesi durumdan mı, karar veremedik.
O yüzden bir şey demiyoruz, Zaman gazetesi internet editörlerinin sırtını sıvazlayıp, bir sigara ikram ederek "Abi siz yanlış anlamışsınız, onların hepsi film hilesi.." şeklinde başlayan bir konuşma yapmayı tercih edeceğiz sanırım.
Not: Unutmadan, şakirt kardeşlerimiz bizi mahkemelerde süründürmezse çok seviniriz.
11 Mayıs 2011 Çarşamba
9 Mayıs 2011 Pazartesi
FF #1 - "O Deadpool değil, değil mi?"
"The Human Torch has died, The Fantastic Four is no more, Welcome to Tomorrow, Welcome to the Future Foundation." şeklinde bir sloganla otellere layık bir tagline bulmuş Jonathan Hickman, kendisini bu sebepten kutluyorum. "Yarın'a hoşgeldiniz" kısmında yaratıcılıktan kalemi, kağıdı, neyi varsa hepsini ağlattığını düşünüyorum.
Etiketler:
Çizgi Roman,
değerlendirme,
dört yıldız,
fantastic four,
ff,
jonathan hickman,
spider man,
steve epting
6 Mayıs 2011 Cuma
Skandal! - AKP iktidarını , hatta TİB'i bile kıskandıracak geri vites!
Bu defa skandal olayımız Age of X : Alpha'nın sayfaları arasından bizimle buluşuyor. İnsanları savunmakla görevli güvenlik güçlerinin komutanı konumundaki Albay Creed'in Magneto ile karşılaşması esnasında sergilediği geri vites; Ahmet Altan bu evrende yer alan bir Taraf gazetesinde köşe yazıları yazıyor olsaydı günlere diline dolayacağı bir mizansen yaratıyor :
Lan Albay!
![]() |
| "Bülent Arınç, Albay Creed için yaptığı yorumda "Allah bizi o duruma düşürmesin." dedi." |
Moon Knight #1 - "Comic book for the mentally ill."
Moon Knight benim Marvel evreninde Nova ile birlikte en sevdiğim iki karakterden biri, tüm Batman imitasyonluğuna rağmen Marc Spector'un hasta ruh halini kabullenişinin ona unique bir tarz verdiğini düşünüyorum. Eh, favori karakterlerinizden biri hala ölüyken diğerinin yeni bir seriye başlıyor olmasını sevinçle karşılamanız gerekir.
Bunun benim için çok da geçerli olmadığını söylemek zorundayım. Brian Michel Bendis ve kendisinin başarılı Daredevil ve Spider-Woman serilerindeki ortağı Alex Maleev'in kontrolündeki yeni Moon Knight serisinin ilk sayısı, bana bunu hissettirdi.
Moon Knight'ın 2006 yılındaki yeniden piyasaya sürülme serüvenini yazar Charlie Hudson ve çizer David Finch yönetmişti, bu serinin Civil War ve Dark Reign'e doğru giden yolda Marvel'ın yayınladığı en iyi yan seri olduğunu kabul ediyorum; özellikle Midnight Sun ve Civil war hikayeleri gerçekten standart bir seriden bekleyebileceğiniz tüm özellikleri yansıtıyordu; altyapısı çok sağlam oluşturulmuş bir ana karakter, ölçülü ve derinliğe sahip yan karakterler ve olağanüstü bir hikaye anlatımı. Spector'un gidip gelen aklı ve deliliğin sınırlarındaki şizofrenisi onu bir Batman imitasyonu olmaktan bir nebze daha uzaklaştırıp kahramana yeni bir kimlik kazandırma yolunda önemli başarı sağlamıştı.
Spector'un Dark Reign döneminde Amerika'dan Meksika'ya kaçarak kendini unutturmasıyla biten seri, geri dönüp savaşmaya karar vermesiyle birlikte Vengeance of the Moon Knight serisi olarak tekrar başlamıştı; unutulmaz bir ilk sayıyla. Blogun tepesindeki kare, bu serinin ilk sayısından alıntıydı; ne istediğini bilen bir adam olarak Jake Lockley Moon Knight karakterini Marc Spector alt-kimliğinden daha tutarlı bir noktaya taşıdı, Khonshu'ya olan inancıyla birlikte vahşet güdüsü de kendisini terketmiş, onu bir "Avenger" olmaya günbe gün hazırlamıştı.
Netelim Secret Avengers #1'in ilk sayısında bunu da gördük; Steve Rogers Civil War döneminde kendi tarafında yer almayı kabul etmeyen Moon Knight'ı takımında görmek istiyordu. Burası, karakterin yaşadığı dönüşümün en bariz hissedildiği nokta oldu; asi, kural tanımaz eski bir paralı asker olan Marc Spector birden bire kurallara uyan, söz dinleyen , neredeyse taş kafa sayılabilecek bir U.S. Marine'e dönüştü. Shadow Council'e sızdığı Secret Avengers hikayesi bu konuda şahit olarak kürsüde ifade verebilir.
Şimdi ise karşımızda Brian Michel Bendis'in "Tüm yönleriyle yeniden icat edilmiş bir karakter oluşturmaya çalıştık" dediği 2011 model Moon Knight serisi var, Marc Spector hiç olmadığı kadar "sane" bir şekilde New Avengers ekibinden Wolverine, Spider Man ve Bucky-Cap ile birlikte boyundan büyük işlere kalkışıyor, ilk sayıda kendisini gösteren Ultron ilerideki bölümlerde daha büyük aksiyonlar göreceğimizin garantisi.
Ama ekip çalışmasına yatkın, çoğunlukla ne dediğini bilen ve "Neredeyse" Mr.Hyde'ı tek başına aşırı şiddet uygulamadan alaşağı edebilen bir Moon Knight figürü, Bendis'in kafasındaki karaktere ne kadar uyuyor bilmiyorum ama; benim kafamda bir karakterin karşısındaki yerini aldı bile : Batman.
Yıllar yılı bu etiketten kurtarılması için mücadele edilmiş bir karakter için hazin bir son.
5 Mayıs 2011 Perşembe
Fear itself #2 - "Tanrılar, sürgünler ve Nazi savaş makineleri.."
Fear Itself, İstanbul'a bir türlü gelemeyen yaz mevsiminin en büyük event'i olarak bizleri ikinci sayısıyla selamlıyor. En büyük event kelimesini rahatlıkla kullanıyorum, çünkü DC'nin yayın politikasına baktığımızda bunu karşılamak gibi bir niyetleri olmadığını görüyoruz, DC Evreninde War of the Green Lantern gibi bir sub-event hüküm sürerken, Action Comics #900'de Superman'in ABD vatandaşlığından feragat etmesi tüm dikkatleri üzerine çekiyor.
Az çok beklentilerimizi karşılıyor Fear Itself, Asgard kökenli bir Korku Tanrısı olan Serpent, Red Skull'ın kızı Sin tarafından hayata döndürülüp dünyaya dehşet saçmaya hazırlanırken, kahramanlarımızın hepsi yüreklerine salınan korku sebebiyle nohut gibi terlemekteler. Beklentiyle ters düşen tek twist, Sin'in Serpent'i "Father" diye selamladığında "All-Father." cevabı alması oldu. Bunun altından Asgard'ın geçmişinden gelen ve bizim bilmediğimiz bir iktidar mücadelesi çıkarsa bu çok enteresan olur işte. Zaten Fear Itself #1 altmetin olarak "Odin is an asshole." şeklinde bir mesaja sahipti, o yüzden böyle bir mücadelenin ortaya çıkmasını çok şaşırtıcı bulmam.
Sin'in hayata döndürdüğü Serpent, sadece yıkım ve dehşet yaratmak olmadığını ümit ettiğimiz bir motivasyon ile Nazi ordularını kontrol altına alıp dünyanın kalbine saldırıyor, bir taraftan da "Worth" adını verdiği ruhlara beden bulabilmek için dünyanın dört bir tarafını uzaydan gelen çekiçleri ile tokmaklamış durumda. Bu tokmakların ilk üç sahibini 2.sayı itibariyle tanımış oluyoruz, kısa kısa onlardan bahsedelim;
Juggernaut : Luke Cage'in Thunderbolts'unda "Dirty deeds done dirt cheap" felsefesiyle kendisine bir kariyer kuran eski dostumuz Cain Marko, dünyaya "Breaker of Stone" olarak geri dönen varlığa konaklık yapıyor. Kendisi, seri içerisinde en çok beklentiye girdiğim şahıs. En üzüldüğüm nokta ise, Hulk'la bir rövanş mücadelesi yapamayacak olmaları. Neden mi, hemen bir alta bakabilirsiniz.
Hulk : Başına gelmeyen felaketler listesi bir kaç satırdan ibaret kalan Bruce Banner, artık bu listedeki maddelerden birinin üzerine daha çizik atabilir. Tam da hayatını rayına koymaya çalışırken, kendisine çok yakışacak bir şekilde "Breaker of Worlds" oluyor Hulk, Juggernaut'dan biraz daha farklı olarak bilincinin son kırıntılarıyla Betty'den kaçmasını isteyebiliyor. Wild card, baby.
Titania : Kendisini çoğunlukla Absorbing-Man Creel'in yavuklusu olarak tanısak da, Titania Secret Wars'da tüm marvel kahramanlarının annesini ağlatmış bir karakter. O seriden bugüne de potansiyelini gerçekleştirebildiğini görmedik, işte o beklenen dönüm noktasına bugün ulaşmış oluyoruz. "Breaker of Men" olarak Creel'i kalan bilinciyle etkisi altına alan Titania, bir çekiç de sevgilisine bulabilmek hedefinde. Go baby!
Asgard'ın da tüm kadrosuyla "Gods of War" olarak katılmaya hazırlandığı bu mücadelenin geri kalan kısmı Fear Itself #3 - #7 arasında sürecek. Büyük sürprizlere hazır olun, ve unutmayın; Marvel artık yılın her çeyreğinde bir kahramanını öldürüyor!
Kan çıkmazsa para yok!
Az çok beklentilerimizi karşılıyor Fear Itself, Asgard kökenli bir Korku Tanrısı olan Serpent, Red Skull'ın kızı Sin tarafından hayata döndürülüp dünyaya dehşet saçmaya hazırlanırken, kahramanlarımızın hepsi yüreklerine salınan korku sebebiyle nohut gibi terlemekteler. Beklentiyle ters düşen tek twist, Sin'in Serpent'i "Father" diye selamladığında "All-Father." cevabı alması oldu. Bunun altından Asgard'ın geçmişinden gelen ve bizim bilmediğimiz bir iktidar mücadelesi çıkarsa bu çok enteresan olur işte. Zaten Fear Itself #1 altmetin olarak "Odin is an asshole." şeklinde bir mesaja sahipti, o yüzden böyle bir mücadelenin ortaya çıkmasını çok şaşırtıcı bulmam.
Sin'in hayata döndürdüğü Serpent, sadece yıkım ve dehşet yaratmak olmadığını ümit ettiğimiz bir motivasyon ile Nazi ordularını kontrol altına alıp dünyanın kalbine saldırıyor, bir taraftan da "Worth" adını verdiği ruhlara beden bulabilmek için dünyanın dört bir tarafını uzaydan gelen çekiçleri ile tokmaklamış durumda. Bu tokmakların ilk üç sahibini 2.sayı itibariyle tanımış oluyoruz, kısa kısa onlardan bahsedelim;
Juggernaut : Luke Cage'in Thunderbolts'unda "Dirty deeds done dirt cheap" felsefesiyle kendisine bir kariyer kuran eski dostumuz Cain Marko, dünyaya "Breaker of Stone" olarak geri dönen varlığa konaklık yapıyor. Kendisi, seri içerisinde en çok beklentiye girdiğim şahıs. En üzüldüğüm nokta ise, Hulk'la bir rövanş mücadelesi yapamayacak olmaları. Neden mi, hemen bir alta bakabilirsiniz.
Hulk : Başına gelmeyen felaketler listesi bir kaç satırdan ibaret kalan Bruce Banner, artık bu listedeki maddelerden birinin üzerine daha çizik atabilir. Tam da hayatını rayına koymaya çalışırken, kendisine çok yakışacak bir şekilde "Breaker of Worlds" oluyor Hulk, Juggernaut'dan biraz daha farklı olarak bilincinin son kırıntılarıyla Betty'den kaçmasını isteyebiliyor. Wild card, baby.
Titania : Kendisini çoğunlukla Absorbing-Man Creel'in yavuklusu olarak tanısak da, Titania Secret Wars'da tüm marvel kahramanlarının annesini ağlatmış bir karakter. O seriden bugüne de potansiyelini gerçekleştirebildiğini görmedik, işte o beklenen dönüm noktasına bugün ulaşmış oluyoruz. "Breaker of Men" olarak Creel'i kalan bilinciyle etkisi altına alan Titania, bir çekiç de sevgilisine bulabilmek hedefinde. Go baby!
Asgard'ın da tüm kadrosuyla "Gods of War" olarak katılmaya hazırlandığı bu mücadelenin geri kalan kısmı Fear Itself #3 - #7 arasında sürecek. Büyük sürprizlere hazır olun, ve unutmayın; Marvel artık yılın her çeyreğinde bir kahramanını öldürüyor!
Kan çıkmazsa para yok!
Etiketler:
avengers,
Çizgi Roman,
değerlendirme,
fear itself,
hulk,
juggernaut,
üç yıldız
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








